Connect with us

İsveç

Başbakan Olof Palme cinayeti soruşturması kapatıldı

Published

on

İsveç Başsavcılığı, Olof Palme suikastıyla ilgili 34 yıllık soruşturmanın nihai sonucunu bugün düzenlediği basın toplantısıyla açıkladı.

İsveç Başsavcısı Krister Petersson, cinayetin baş şüphelisinin 2000 yılında ölen İsveçli Stig Engström olduğunu ve “Skandiamannen” olarak bilindiğini söyledi ve cinayetin baş şüphelisi öldüğü için soruşturmanın kapandığını dile getirdi.

Petersson, “Baş şüpheli Stig Engstrom. Öldüğü için hakkında yasal işlem başlatamıyorum, soruşturmayı kapatmaya karar verdik” dedi. Olof Palme, 28 Şubat 1986’da öldürülmüştü. Cuma gecesi eşi Lisbet’le gittiği sinema salonundan çıkıp evlerine doğru yürürken arkadan yaklaşan bir kişi Olof Palme’yi yakın mesafeden vurup öldürdü.

Olof Palme hem ülkesinde, hem de uluslararası platformlarda açık sözlülüğü ve tartışmalı fikirleriyle tanınıyordu. Öldürüldüğü dönem, başbakanlık koltuğundaki ikinci dönemiydi. Ama hâlâ sıradan bir vatandaş gibi yaşıyor, korumaları olmadan geziyordu.

Stockholm’ün en işlek caddelerinden birinde işlenen bu cinayetle ilgili sayısı komplo teorisi ortaya atıldı. soruşturmanın nihai sonucu da 34 yıl sonra bugün açıklandı.

Olof Palme hakkında

1927 yılında aristokrat ve zengin bir ailede doğan Palme, 1949 yılında Sosyal Demokrat Parti’ye katılmış ve parti içinde yükselerek 1969 yılında Tage Erlander’in yerine liderliğe getirilmişti.

Uluslararası Olof Palme Merkezi adlı kuruluşun genel sekreteri Anna Sundstrom “Palme’nin Erlander’in oğullarından biri gibi olduğu söylenir” diyor ve ekliyor: “Sosyal Demokrat Parti lideri ve İsveç’in sosyal devlet sisteminin kurucularından Tage Erlander tarafından yetiştirildi. Erlander’in politikalarını alıp daha da ileriye taşıdığını söyleyebiliriz.”

Palme, başbakanlığı döneminde işçi sendikalarının gücünü daha da artıran, sağlık sistemini ve sosyal yardım düzenini güçlendiren adımlar attı. Kraliyete ait o zamana kadar devam etmiş bazı siyasi yetkileri kaldırdı ve eğitime büyük yatırım yaptı.

Olof Palme Merkezi’nden Anna Sundstrom, onun en önemli reformları arasında okul öncesi eğitim alanında anaokullarının açılması, cinsiyet eşitsizliğine karşı kadınların çalışma hayatına girişini teşvik edici yasalar çıkarmasının da bulunduğunu söylüyor.

Olof Palme’in ölümü

28 Şubat 1986 gecesi Palme işten döndüğünde korumalarını gönderdi. Eşi Lisbet sinemaya gitmeyi teklif etti. Oğulları Marten ile kız arkadaşı bir komedi filmine bilet almışlardı, orada onlarla buluşacaklardı. Palme ve eşi evlerinden korumalarını almadan çıktı, metroya binerek şehir merkezine gitti. Grand Cinema önünde saat 21.00 sularında oğulları ve onun sevgilisi ile buluştular. Film bittikten sonra onlardan ayrılan Palme çifti, Sveavagen caddesi üzerinden evlerine yürümeye başladı.

Sveavagen ile Tunnelgatan caddelerinin kesiştiği köşeye geldiklerinde, saat 23.21’i gösterirken, arkalarından gelen uzun boylu bir adam yakın mesafeden önce Palme’yi, sonra da Lisbet’i vurdu.

Saldırgan koşarak uzaklaştı, merdivenlerden başka bir sokağa geçti ve kayboldu. İsveç şok olmuştu. Charlotta Wallsten o sırada 12 yaşındaydı ama ertesi gün uyandığında babasının ona, korkunç bir şey olduğunu söylediğini hatırlıyor. “Televizyonu açtık. Sürekli onun sokak ortasında nasıl öldürüldüğü konuşuluyordu. Bütün ülke şoktaydı” diyor. Wallsten okulda Palme için toplanıp mumlar yaktıklarını anlatıyor. “Öldürüldüğünde siyasi görüşler önemini kaybetmişti. Herkes şok olmuştu” diyor.

Polis de aynı şoku yaşıyordu. Memurlar cinayetin işlendiği yeri doğru dürüst kordon altına alamamış ve katilin kaçmasından saatler sonra kentin sadece küçük bir kısmına giriş çıkışları kapatabilmişti. Yastaki insanlar polis kordonunu aşarak çiçekler bırakıyor, Palme’nin kanı henüz yerde dururken oralarda dolaşıyorlardı. Görgü tanıkları ifadeleri alınmadan dağılmıştı. Mermi kovanlarından biri günler sonra oradan geçen biri tarafından fark edilmese belki de hiç bulunmayacaktı.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hayat

14 yaşındaki engelli Kramberger’in kanserle mücadelesi: Futbol oynamak

Published

on

By

Futbol tutkunu 14 yaşındaki engelli Dominic Kramberger, futbol oynayarak kanserle mücadele veriyor.

Futbol oynamaya beş yaşındayken başladı ancak Nisan 2020’de bir futbol maçı esnasında İsveçli Dominic bacağından sakatlandı.

Kazadan kısa bir süre sonra, kendisine agresif bir kanser türü teşhisi kondu, zorlu kemoterapi tedavileri esnasında doktorlar sağ bacağının alt kısmını kesmeye karar verdi.

Dominic “Vücudum bütünüyle nakavt olmuştu”diyor.

Ancak Dominic’in futbol kariyeri o noktada bitmedi. Nisan 2021’de protez taktırdı ve bir ay sonrasında Gazprom’un çocuklara yönelik “Football for Friendship” (F4F, Dostluk İçin Futbol) isimli sosyal programında ülkesini temsil etti.

Bu girişimin katılımcıları 12 – 14 yaşındaki kızlar ve erkekler. Etkinliğe özel olarak geliştirilmiş bir online oyun olan F4F World’de oynuyorlar.

Dünyanın dört bir tarafında bulunan çocuklar için futbol ve eğitim etkinliklerini bir araya getiren F4F’te yer alan her çocuk anlatılacak bir hikayeye sahipti.

Dominic şu anda iyileşme sürecinde ve Eylül sonunda kemoterapisinin bitmesi planlanıyor. Böylesine “eğlenceli ve ilham verici bir girişime katılabildiği, dünyanın her yerinden arkadaşlar edindiği” için kendini şanslı hissettiğini söylüyor, yeni arkadaşları ve program direktörü ise onun en değerli oyuncu (MVP) olduğunu düşünüyor.

Her gün karşı karşıya kaldığı zorluklar onun motivasyonunu kaybetmesine neden olmadı. Dominic Euronews’e “Zor, gerçekten çok zor ama her şey yoluna koyacağım” diyor.

Dominic uyluk kaslarını güçlendirmek için günde yaklaşık iki saat antrenman yapıyor. “Hedefim yıl sonuna kadar koltuk değneği olmadan yürümek ve futbol takımıma kaleci olarak geri dönmek” diyor.

Peki Dominic’in bu muazzam motivasyonunun kaynağı ne?

“Pozitif ve asla vazgeçmeyen tavrım ailemdem geliyor. İstediğimi elde etmem ve asla vazgeçmemem konusunda beni her zaman motive ettiler” diyerek ailesinin ona verdiği desteği vurguluyor. “Aklımda her zaman en iyisi olmam ve asla vazgeçmemem gerektiği düşüncesi var. Sanıyorum diğer bir sebep de bu”.

Dominic ileride profesyonel bir futbol oyuncu olmayı ümit ediyor, eğer bu hayali gerçekleşmezse, bir gazeteci ya da hakem olmak istiyor. Gazeteci olma ilhamını ise dünyanın dört bir yanından tanıdığı arkadaşlarından alıyor. Üstelik, futbol yıldızı ve F4F elçisi Roberto Carlos ile röportaj yapma şansına da sahip oldu.

Dominic’in röportaj sorusu girişimin bir parçası olarak, bir grup genç gazeteci tarafından eski Brezilyalı futbol oyuncusunun basın toplantısında sorulmak üzere seçildi.

Heyecanını dile getiren Dominic “Onunla konuşmak çok güzeldi. Bunu yapabileceğimi düşünmemiştim. Sonra Madrid’e gidip maç izleyebileceğimi söylediğinde çok mutlu oldum. O an dile getirebileceğim bir kelime bulamadım.”

Dostluk İçin Futbol, son sekiz yıldır dünyanın dört bir yanından bulunan gençleri futbol sevgisini paylaşmak için bir araya getiriyor ve bu süreçte girişimin temel değerlerini uygulamaya koyuyor: dostluk, eşitlik, adalet, sağlık, barış, fedakarlık, zafer, gelenekler ve onur.

Haberin kaynağı için tıklayın.

Continue Reading

Advertorial

İsveç ehliyeti teori sınavı için güncel sorular ve dersler

Published

on

By

İsveç ehliyeti teori sınavına Türkçe mi gireceksiniz? İhtiyacınız olan her şey www.ehliyetsinavi.se sitesinde mevcut. Güncel sorular ve açıklamalı güncel derslerle sınava hazırlanıp ilk seferde kazanın. Paranız ve zamanınız size kalsın.

Ehliyet sahibi olmak, İsveç’te iş hayatının olmazsa olmazları arasında yer alıyor. Bu yüzden bütün iş ilanlarında sürücü belgesiyle ilgili bir şart bulunuyor. Hal böyle olunca İsveç’te ehliyet sahibi olmak zorunlu hale geliyor.

Üyelerden teşekkür mesajları

Avrupa’daki birçok ülkenin aksine İsveç, ehliyet için yapılan teori sınavına birçok farklı dilde girme imkanı sağlıyor. Türkçe’de doğal olarak bu dillerden biri. Yani ehliyet sınavına girebilmek için öncelikle İsveççe öğrenmeyi beklemeniz şart değil. Sınava Türkçe de girebilirsiniz. Peki sınava nasıl hazırlanacaksınız? İşte bu noktada devreye www.ehliyetsinavi.se sitesi giriyor. Güncel sorular ve derslerle üyelerinin ilk seferde sınavı kazanmasına imkan sağlayan www.ehliyetsinavi.se İsveç’te en çok ziyaret edilen sitelerden biri ayrıca. Site yönetimi sınava giren üyelerinin gönderdikleri teşekkür mesajlarını da resmi Facebook sayfalarında yayınlıyor. Dileyen direkt üyelerle iletişime geçip aklına takılanları sorabiliyor.

Sınav sisteminde ve kanunlarda yapılan değişiklikleri sürekli takip eden ve anında hem soruları hem de dersleri güncelleyen site yönetimi, başarılarının arkasındaki en önemli faktörün bu olduğunu söylüyor.

Ücretsiz Danışmanlık

Site yönetimi ayrıca İsveç’te ehliyet almak isteyen ancak nereden başlayacağını bilemeyenlere ‘ücretsiz’ danışmanlık da yapıyor. Dileyen 0793493461 numaralı telefondan ya da Facebook sayfalarından kendileriyle iletişime geçebilir. Facebook sayfalarına buradan ulaşabilirsiniz.

Garantili Üyelik

Üyelerine 3 günlük, 15 günlük, 30 günlük, 60 günlük ve 90 Günlük olmak üzere 4 farklı alternatif sunan www.ehliyetsinavi.se sitesi, 90 Günlük üyelik seçeneğinin garantili olduğunu, bu pakete üye olanların sınavı kazanamazsa üyeliklerini ücretsiz uzatma hakkının olduğunu ifade ediyor.

Üyelik paketlerini ve diğer detayları buradan görebilirsiniz.

Continue Reading

Avrupa

Dünya genelinde ‘mafya’ operasyonu; İsveç’te 155 kişi tutuklandı

Published

on

By

Peter Dejong/AP

Avrupa Birliği Polis Teşkilatı (Europol), ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) ile yürüttüğü ortak operasyon ile dünya genelinde faaliyet gösteren 800 suç örgütü (mafya) üyesini tutukladı.

SVT’de yer alan habere göre, tutuklamaların 155’i İsveç’ten. Türkiye’de yaşadığı iddia edilen suç örgütü lideri Hakan Ayık’ın da farkında olmadan operasyonun başarılı olmasına önemli rol oynadığı açıklandı.

Europol’den yapılan yazılı açıklamada, “Truva Kalkanı” adı verilen operasyonlar kapsamında 700 evde arama yapıldığı ve 800 kişinin gözaltına alındığı kaydedildi.

Açıklamada, FBI ve 16 ülkenin güvenlik güçleriyle ortaklaşa düzenlenen operasyonda, şifreli iletişim ağlarını kullanarak 100’den fazla ülkede faaliyet gösteren suç örgütlerine yönelik operasyon gerçekleştirildiği belirtildi.

Operasyonlarda 8 ton kokain, 22 ton kenevir tohumu, 2 ton sentetik uyuşturucu, 6 ton sentetik uyuşturucu yapımında kullanılan malzeme, 55 lüks araç ve 48 milyon dolar değerinde kripto paraya el konulduğu aktarıldı.

‘Bugüne kadarki en büyük polis operasyonu’

Truva Kalkanı’nın bu güne kadarki en büyük polis operasyonlarından biri olduğunun altını çizen Europol Direktörü Jean-Philippe Lecouffe, “Bu operasyon, suç örgütleri nerede olsalar da, hangi iletişim yöntemini kullansalar da güvenlik güçlerince yakalanabildiğini gösteren emsalsiz bir başarıdır.” ifadeleri kullandı.

FBI Suç Örgütlere Araştırma Birimi Direktör Yardımcısı Calvin Shivers de “Suç örgütleri güvenlik birimlerini atlatmak için şifreli iletişim ağlarını kullansa da FBI ve Europol yeni yöntemlerle bu problemi aşmaya devam edecek” değerlendirmesinde bulundu.

Hangi ülkede kaç kişi gözaltına alındı?

Her ülkede ne kadar şüphelinin yakalandığı açıklanmasa da, bazı ülkeler resmi olarak açıklama yaptı.

Avustralya Başbakanı Scott Morrison, “sadece bu ülkede değil, tüm dünyada yankı uyandıracak olan organize suça ağır bir darbe indirdik” diyerek ülkesinde 224 kişinin tutuklandığını açıkladı.

Yeni Zelanda polisi de 35 kişiyi tutukladıklarını ve milyonlarca dolar değerinde uyuşturucuya ve mal varlığına el koyduklarını ifade etti.

Avrupa’da ise, İsveç’te 155 , Hollada’da ise 49 kişinin tutuklandığı resmi makamlar tarafından teyit edildi.

Lecouffe, operasyonda yer alan ülkeler arasında Avustralya, Avusturya, İsveç, Danimarka, Estonya, Litvanya, Norveç, Yeni Zelanda, İskoçya, İngiltere, Almanya ve ABD’nin olduğunu ifade etti.

Operasyon nasıl başarılı oldu?

ABD’de FBI, organize suç örgütlerinin en çok kullandığı şifreli mesajlaşma uygulamalarından biri olan An0m adlı bir platformu , siber uzmanları sayesinde ele geçirdi.

Ancak daha sonra, FBI görevde olan gizli polislerin saha çalışmasıyla suç örgütlerine bu uygulamayı tavsiye etti ve “güvenli bir iletişim aracı” olarak yaygınlaşan An0m örgüt üyeleri tarafından kullanılmaya başlandı. Böylelikle polis, bütün mesajlaşmaları yakından takip edebildi.

The Sydney Morning Herald gazetesi, polisin kontrol ettiği uygulamanın dünya çapında yaklaşık 12,500 kullanıcısının, Avustralya’da ise yaklaşık 1,100 aktif kullanıcısının olduğunu yazdı.

Gazeteye göre, uygulamaya güvenen suç örgütü üyeleri şifre kullanmadı ve uyuşturucu nakliyelerinin fotoğraflarını paylaşacak kadar ileri gitti.

Euronews’te yer alan haberin kaynağı için tıklayın.

Continue Reading

Çok Okunanlar

Copyright © İskandinavhaber