Connect with us

Kültür

Ölmeden önce okunması gereken 10 roman

Published

on

Özel haber – Karantina günlerlerinde insanlar, evlerinde zaman geçirmek zorundalar. İnsanlık evde zaman geçirmeye alışkın olmasa da bir müddet koronavirüsle yaşamaya alışılması gerekecek. Dünya Sağlık Örgütü’nün ülkelere tavsiyeleri bu şekilde.

Pandeminin yavaşladığı yerler de var, fakat, salgının “2. dalgasından” endişe ediliyor. Bu sebeple kısıtlamalar adım adım kaldırılıyor ve yetkililer temkinli olmaya devam ediyor.

Evde zaman geçirmenin “verimli” yollarından biri de kitap okumak olabilir. Elbette hayat “normal” seyrinde devam ederken günlük işlerden kitap okumaya fırsat kalmamış olabilir. Fakat, karantina günleri bunun için iyi bir fırsat olabilir.

İşte Türkiye edebiyatının en önemli romanlarından bazıları:

1. İnce Memed, Yaşar Kemal

Yaşar Kemal, dünyada en iyi romancılardan biri kabul ediliyor. Türkiye edebiyatından Nobel edebiyat ödülüne aday gösterilen ilk isim Yaşar Kemal. İnce Memed, babası ölmüş, annesiyle beraber köyünde yaşamaktadır. Köyü haraca kesen zalim bir toprak ağası vardır. İnce Memed’e, annesine, ve bütün köylülere zulümler eder, döver, hasat ettikleri mahsulleri sömürür. İnce Memed büyür, toprak ağasının zulmü bitmez.

2. Kar, Orhan Pamuk

Orhan Pamuk, Nobel edebiyat ödülünü alan ilk isim Türkiye edebiyatından. Ve aynı zamanda bu ödülü genç yaşında alan nadir isimlerden biri. Pamuk, Türkiye’de ve dünyada “romancı” denildiğinde akla gelen ilk isimlerden. Kar romanı yüzbinlerce okura ulaştı ve onlarca dile tercüme edildi. Roman kahramanı Kerim Alakuşoğlu, kısaca Ka, bir gazete haberi bahanesiyle ta gençlik yıllarından beri âşık olduğu İpek’i görmek için Kars’a gider. Kars’ta ciddi bir kar yağışı başlar ve yollar kapanır. Gazeteci Ka kendini, Kars’ta kaldığı süre boyunca kendisiyle alâkadar olmayan bir yığın vukuatın içinde bulur.

3. Heba, Hasan Ali Toptaş

Hasan Ali Toptaş, Türkiye edebiyatının yaşayan büyük isimlerinden biri. Güncel edebiyata yeni bir nefes getiren Toptaş, birçok edebiyat ödülüne de lâyık görüldü. Heba romanı: Mutlu bir evliliği olan Ziya’nın eşi bir patlamada hayatını kaybeder. Karısının ölümü kendisini derinden sarsan Ziya, asker arkadaşının köyünde yaşamak ister. Türkiyenin güney sınırlarında askerlik yapmışlardır. Ve Ziya, asker arkadaşının hayatını kurtarmıştır. Çarpık şehirleşmeden, güney sınırlarında yaşananlara, Türkiye toplumumun anlamadan dinlemeden “linç” etme davranışlarına kadar birçok mesele romanda yerini alıyor.

4. Murtaza, Orhan Kemal

Orhan Kemal, kitapları çok satmasına rağmen gayet sade ve fakir bir hayat sürdü ve bu şekilde hayata veda etti. Türkiye edebiyatında önde gelen edebiyatçılardan biri kabul ediliyor. Murtaza isimli roman, Türkiye edebiyatının en önemli romanlarından biri. Murtaza, İstanbul’da fakir bir mahallede bekçilik yapar. Murtaza’nın bazı yakınları savaşlarda ölmüştür. Kendisini “ırk” üzerinden “üstün” gören Murtaza, sürekli damarlarında dolaşan “atalarının kanıyla” övünür. Ve kendisinden başka hiç kimseyi de beğenmez. Kendisini işine öyle bir vermiştir ki, yanlış anladığı bazı şeylerden ötürü, “işini yapmak” için insanların evlerinin içine bile girer. İşini “maksadı aşan” boyutlara vardırması, alay konusu olur. Bir fabrika sahibi Murtaza’ya, “vatan kurtarmak” için fabrikasının kendisi gibi “işini iyi yapan” bekçilere ihtiyacı olduğunu söyler. Fabrikada görev yapmaya başlar. Murtaza’nın kız çocukları vardır ve bir taraftan da, “ülke uğruna ölmesi için” erkek evlat takıntısı vardır.

5. Kurt Kanunu

Kendine has dili ve üslûbuyla Türkiye edebiyatının en önemli romancılarından kabul edilen Kemal Tahir, Kurt Kanunu romanında “Kurtlukta düşeni yemek kanundur” sözü üzerinden hareketle, yeni kurulan Türkiye’nin neler kaybettiğini irdeler. Ayrıca romanda, Osmanlı’da faaliyet gösteren ve Osmanlının parçalanmasına sebep olan İttihatçıların yeni kurulan “Türkiye Cumhuriyetinde” kendi içlerindeki iç hesaplaşmaları, yeni kurulan ülkede çıkar peşinde koşmaları ve birbirlerinin ardından kuyu kazmaları anlatılmış. Ayrıca “yeni ülkedeki” hayal kırıklıkları da romana derin şekilde işlenmiş.

6. Bir Ada Hikayesi, Yaşar Kemal

Yaşar Kemal, bu romanında Ortadoğuda yaklaşık iki asırdır yaşanan felaketleri bütün çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Herhangi bir “siyasî mesaj” kaygısı taşımayan roman, tamamen insanî değerler üzerinden aktarıyor hadiseleri. İnsanların yaşadıkları zulümler, savaşlar, açlık, hastalıklar, fakirlik, mecburi göçler, Yaşar Kemal’in enfes üslubuyla tasvir ediliyor. Dört cilt olan bu serinin 4. kitabı, Yaşar Kemal’in vefatından birkaç sene evvel yayınlanmış son romanı. Kitapların isimleri şöyle: 1. Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana, 2. Karıncının Su İçtiği, 3. Tanyeri Horozları, 4. Çıplak Deniz Çıplak Ada.

7. Kafamda Bir Tuhaflık, Orhan Pamuk

Orhan Pamuk, Türkiye’nin son 30-40 senesini romanında işliyor. Mevlut isimli karakter üzerinden 2-3 jenerasyonu inceleyen Pamuk, Türkiye’deki kronik problemlere de değiniyor. Çarpık şehirleşme, eğitim sistemindeki aksaklıklar vs. anlatılıyor. Anadolu’dan İstanbul’a göç eden Mevlut, İstanbul’da işportacılıktan, bozacılığa kadar birçok işte çalışır…

8. Puslu Kıtalar Atlası, İhsan Oktay Anar

Kendine has ve mizahî bir üsluba sahip olan İhsan Oktay Anar’ın ilk romanı, Puslu Kıtalar Atlası. Bu romanla Anar, edebiyata yeni bir soluk getirdi. Kitabın kahramanı Uzun İhsan Efendi, çeşitli felsefî maceralara atılır.

9. Teneke, Yaşar Kemal

Yaşar Kemal, bu kısacık romanını Anadoluda sıkça yaşanan olaylardan ilham alarak yazmış. İlk yazdığı romanlardan biri. İşini doğru yapmaya çalışan bir kaymakamın başına gelen trajik olayları anlatır roman. Sırf rüşvet almadığı için, “para babalarının” kirli işleri aksar. Ve kaymakama hücum başlar.

10. Kuyucaklı Yusuf, Sabahattin Ali

Kısacık ömrüne çokça hikâye, şiir, roman gibi çok sayıda edebî eserler sığdıran Sabahattin Ali, Kuyucaklı Yusuf isimli romanında annesi babası gözlerinin önünde katledilen bir yetimin yaşadıklarını anlatıyor. Romanın baş karakteri Yusuf, Türkiye edebiyatının en önemli roman karakterleri arasında gösteriliyor.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Avrupa

‘Aşı pasaportu’ Avrupa Birliği genelinde yürürlüğe girdi

Published

on

By

İllüstrasyon: Gerd Altmann, Pixabay

Avrupa Birliği’nin (AB) koronavirüs salgınında seyahatleri kolaylaştırmak için hazırladığı “aşı pasaportu” uygulaması bugün itibariyle (1 Temmuz 2021) yürürlüğe girdi.

AB sınırları içindeki seyahatlerde kullanılacak aşı sertifikası uygulaması resmen faaliyete geçti.

Artık AB ülkelerinden hava yolu seyahatlerinde uçağa binmeden önce sertifika sunmak gerekecek.

Ücretsiz olan “AB Dijital Covid Sertifikası”, kâğıt veya dijital şekilde hazırlanıyor.

Ayrımcılığın önlenmesi amacıyla aşı olmayan kişiler de sertifikaya sahip olabiliyor.

Aşı sertifikası, kişilerin covid-19 aşısı olup olmadığını, olduysa nerede ve hangi aşıyı olduğunu gösteren bilgiyi, hastalığı geçirenlerin iyileştiğine dair belgeyi ve negatif test sonucunu içeriyor.

Covid-19 testlerinin PCR türleri, seyahatin 72 saat öncesine kadar yapılıp sertifikaya tanımlanabiliyor.

Hızlı antijen testler ise 48 saat öncesine kadar yapılabilirken, bu testin tanınmasına her ülkenin kendisi karar veriyor.

Sertifikayla AB’de onaylı covid-19 aşılardan Pfizer, Moderna, AstraZeneca ve Johnson and Johnson olmuş ve son dozun üzerinden 2 hafta geçmiş kişilere seyahatlerde ek test veya karantina gibi kısıtlamalar uygulanmıyor.

Sertifika, AB vatandaşlarına, hangi ülkenin vatandaşı olduğuna bakılmaksızın ailelerine, ayrıca AB’de ikamet eden ancak AB vatandaşı olmayan kişilerle diğer AB ülkelerine seyahat hakkı bulunan ziyaretçilere veriliyor.

Aşı sertifikası, tüm AB ülkeleriyle birlikte İzlanda, Lihtenştayn, Norveç ve İsviçre’de geçerli oluyor.

Sertifika üye ülkelerin dilleri ile birlikte İngilizce olarak hazırlanıyor.

Şimdilik 12 ay için geçerli olan sertifika, seyahatlerde kontrol ediliyor.

AB sertifikasının dış ülkelerle de karşılıklı tanınmasına yönelik görüşmeler yürütülüyor.

Haberin kaynağı için tıklayın.

Continue Reading

İsveç

İsveç’te ‘Midsommar’ nedir, nasıl kutlanır?

Published

on

By

Foto: Corina Selberg, Pixabay

İsveç’te “yılın en uzun gününün” ardından ülke çapında geleneksel Midsommar (yaz ortası) kutlanıyor. İsveçlilerin kafalarına çiçekten taç taktıkları bu günde doğurganlığı simgeleyen çiçekli bir direk toprağa gömülerek, doğanın canlanacağına ve bitki örtüsünün renkleneceğine inanılıyor.

Kurbağa dansları ve şarkıları eşliğinde Midsommar direğinin (Midsommarstången) etrafında halka şeklinde el ele tutuşan İsveçliler, müzik eşliğinde geleneksel danslar ediyorlar. Midsommar bu sene 25-26 Haziran tarihlerinde kutlanıyor.

Geleneksel olarak patates haşlaması, salamura ringa balığı, çilek ve likörlerin tüketildiği bu günün kökleri pagan geleneğine dayanıyor. Midsommar Günü’nde çuvalla koşu yarışı, halat çekme, ağızda kaşıkla yumurta taşıma gibi geleneksel oyunlar da oynanıyor.

Noel’den sonra ülke için ikinci en önemli gün sayılan Midsommar’da İsveçliler, 7 farklı çiçeği doğadan toplayıp gece uyumadan önce yastıklarının altına koyuyor ve gelecekteki eşlerinin o gece rüyalarına gireceğine inanıyor.

Her yıl 19 ve 25 Haziran tarihleri arasındaki cuma akşamı Midsommar Gecesi; cumartesi ise Midsommar Günü olarak kutlanıyor. Finlandiya, Norveç ve Danimarka gibi diğer kuzey Avrupa ülkelerinde de kutlanan Midsommar İsveç için ise özel bir anlam taşıyor. İsveç’te 6 Haziran yerine Midsommar Gecesinin ülkenin ulusal bayramı olarak kabul edilmesi teklifleri söz konusu.

Continue Reading

Danimarka

İki akraba Viking askeri bin yıl sonra yeniden bir arada

Published

on

By

Bin yıldır ayrı olan aynı aileye mensup iki Viking savaşçısının kalıntıları, DNA analizlerinin ardından akraba olmalarının anlaşılması üzerine Danimarka Ulusal Müzesi’nde yeniden bir araya geldi.

Vikinglerden biri, 11’inci yüzyılda 20’li yaşlarında İngiltere’de başından aldığı darbe nedeniyle hayatını kaybetti ve Oxford’da bir toplu mezara gömüldü. Diğeri ise 50’li yaşlarında Danimarka’da öldü, iskeletinde savaşlarda görev aldığını gösteren yara izleri vardı. Danimarka’da gömüldü.

Vikinglerin Avrupa’daki hareketlerinin gün yüzüne çıkarılması amacıyla Kuzey Denizi’nin iki yakasındaki arkeologlar tarafından 8’inci yüzyıldan 12’inci yüzyıla kadarki dönemi kapsayan DNA haritalandırması, iki savaşçının akrabalık bağını tesadüfen ortaya çıkardı.

Danimarka Ulusal Müzesi’nden arkeolog Jeanette Varberg, “Bu büyük bir keşif çünkü artık Avrupa’daki hareketlerini ve zamanı bir aile üzerinden takip edebilirsiniz.” diyor.

Varberg’in iki çalışma arkadaşı, Oxford’da sergilendiği müzeden yeni getirilen 20’li yaşlardaki gencin iskeletini bir araya getirmek için hayli zaman harcadı.

İngiltere’deki Oxfordshire Müzesi, 150 parça kemikten oluşan iskeleti, 3 yıl süreyle Danimarka müzesine ödünç vermişti.

Tarihçilere göre kökenleri Danimarkalı olan Vikingler, sekizinci yüzyılın sonlarından itibaren İskoçya ve İngiltere’yi işgal etti.

Üzerinde mutabık kalınan konu; iki Viking’den genç olanının bir baskınında öldürülmüş olabileceği. Ancak toplu mezarda bulunanların, 1002 yılında dönemin İngiltere Kralı II. Ethelred tarafından yayımlanan bir kraliyet kararnamesinin kurbanı olduklarına dair farklı bir teori de var.

Varberg’e göre Kral, İngiltere’deki tüm Danimarkalıların öldürülmesi talimatını vermişti.

İki Viking savaşçısının akraba olduğu teyit edilmiş olsa da aralarındaki yakınlık derecesinin net olarak belirlenmesi mümkün görünmüyor.

Kopenhag Üniversitesi’nden genetik bilimci Eske Willerslev, DNA testlerinin iki savaşçının üvey kardeş amca, yeğen, büyükbaba, torun veya yeğen olabilecekleri sonucuna vardıklarını aktardı.

Görevlilere göre birbiriyle bağlantılı iskeletlere rastlamak nadir görülen bir durum olsa da asillerin arasındaki yakınlık hemen anlaşılıyor.

Varberg, “Aynı dönemde mi yaşadıkları yoksa farklı zamanlarda mı yaşadıklarını kestirebilmek çok zor. Çünkü mezarda kesin tarih verebilecek hiçbir kanıt yok. 50 yıl ileri, 50 yıl geri olacak şekilde bir zaman aralığımız var.” şeklinde konuştu.

İskandinavyalı korsan ve ticaretle uğraşan bir toplum olarak bilinen Vikinglerin 8’inci yüzyıl ile 12. yüzyıl arasında Avrupa’nın kuzeybatısında birçok yeri ele geçirdikleri biliniyor. Denizcilik alanında oldukça ileri gittikleri belirtiliyor.

Haberin kaynağı için tıklayın.

Continue Reading

Çok Okunanlar

Copyright © İskandinavhaber