Connect with us

Kültür

‘Lütfi Özkök: Portreler’ sergisi online erişime açıldı

Published

on

Yeni tip koronavirüs pandemisi ile mücadelede karantina uygulamaları hayatı olumsuz etkilemeye devam ederken, bazı müzeler ve sergiler online erişime açılıyor.

İstanbul Modern, fotoğraf sanatçısı ve şair Lütfi Özkök’ün İsveç’teki arşivinden derlenen ve çektiği portre fotoğraflardan oluşan “Lütfi Özkök: Portreler” sergisini online erişime açtı.

Sergide sanatçının kadrajından çıkan Nâzım Hikmet, Samuel Beckett ve René Char gibi 80 ismin portresi yer alıyor. 1950’lerden 1990’ların sonuna uzanan döneme ait fotoğraflardan oluşan sergi, 24 Nobel ödüllü yazarın aralarında bulunduğu 89 portreden oluşuyor.

Fotoğraflara metin, obje ve belgelerin eşlik ettiği sergide bu veriler aracılığıyla hem sanatçının portrelerini çektiği kişilerle ilişkisi gösteriliyor hem de sanatçının kişisel hikâyesi üzerinden bir dönemin okuması yapılabiliyor.

Özkök, Nâzım Hikmet’in belleklerde yer edinen ünlü portrelerini ilk kez 1959’da Stockholm’de çekti. Sanal turda İstanbul Modern Fotoğraf Galerisi yöneticisi ve serginin küratörü Demet Yıldız, Osman İkiz’in sanatçının hayatına ve çalışmalarına odaklanan kitabı “Rüzgârların Yolunda” ile Nilgün Uzun Uluocak’ın editörlüğünü yaptığı “Portreler, Türk Edebiyatına Dönemsel Bakış” kitabından alıntıları seslendiriyor.

Fotoğraf sergisini ziyaret etmek için tıklayın.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İsveç

Ormanda oryantiring oynarken 3 bin senelik hazine buldu

Published

on

By

İsveç’in Alingsås şehri yakınlarında oryantiring yapan Thomas Karlsson isminde bir sporcu 3 bin senelik hazine buldu.

Yaklaşık 3 bin yıl önce bir taşın altına saklandığı tahmin edilen hazinede çoğu değerli mücevherler olmak üzere 50 parça bulundu.

Definenin içerisinde kolyeler, bilezikler ve giysi iğneleri gibi yaklaşık 50 parça var.

Define, oryantiring (harita yardımı ile koşarak hedef bulma oyunu) kulübü mensubu bir kişi olan haritacı Thomas Karlsson tarafından bulundu.

Karlsson, defineyi ilk gördüğünde bir lamba olabileceğini düşündüğünü ancak daha yakından baktığında cisimleri eski bir mücevher olarak gördüğünü söyledi.

Define

İsveçli arkeologlar ise bir ormanda böyle bir define bulmanın çok nadir olduğunu söylüyor. Antik kabileler genellikle bu türden eşyalarını sulak alanlarda bırakıyordu.

Arkeologlar defineyi kasıtlı olarak tanrılara adak olarak veya ölümden sonra hayata yatırım yapmak için bırakılan bir buluntu olarak tanımlıyor.

Göteborg Üniversitesi’nden arkeoloji profeösörü Johan Ling, hazinenin “son derece iyi korunmuş” olduğunu söyledi.

Goteborgs-Posten gazetesinin aktardığına göre, “Bulunanların çoğu yüksek statüdeki bir kadına veya kadınlarla ilişkilendirilebilir” diye yazdı.

İsveç yasalarına göre bu tür definelerin bulunması durumunda, yetkililere haber vermek gerekiyor. İsveç Ulusal Miras Kurulu ise uygun görülmesi halinde defineleri bulan kişiye ödül verebiliyor.

Karlsson ise kendisine verilecek bir ödülün “güzel bir bonus olacağını, ancak kendisi için çok önemli olmadığını söyledi ve ekledi:

“Tarihi keşfetmenin bir parçası olmak eğlenceli. O dönem hakkında çok az bilgimiz var. Çünkü yazılı kaynak yok.”

Continue Reading

Danimarka

Yılın en iyi basın fotoğrafı armağanı Danimarkalı Mads Nissen’e

Published

on

By

Dünyanın en prestijli basın fotoğrafı ödüllerinden biri olan World Press Photo ödülünün (Dünya Basın Fotoğrafı) kazanan Danimarkalı fotoğrafçı Mads Nissen oldu.

“Umudun sembolü”

En önemli branşta ödüllendirilen bu fotoğrafta plastik koruyucuyla yaşlı bir kadına sarılan hemşirenin karesi, bu zor pandemi sürecinde, jüri üyeleri tarafından “umudun” sembolü olarak değerlendirildi.

Fotoğrafın güzelliğinin yanı sıra, arkasındaki hikaye jüri üyelerini duygulandırdı.

Fotoğraftaki 85 yaşındaki kadın Sao Paulo’daki bir huzurevinde 5 ay boyunca kimse ile temas kuramadı, daha sonra bir plastik paravan sayesinde ilk kez ona yardımcı olan hemşireye sarılabildi.

Jüri üyesi Kevin WY Lee fotoğrafla ilgili yaptığı yorumda, “Covid-19 salgının bu ikonik görüntüsü, her yerde hayatımızın en olağanüstü anını gösteriyor. Kırılganlığı, ayrılığı, hem de hayatta kalmayı gösteren bu fotoğraf aynı zamanda umundun sembolü oldu” ifadelerini kullandı.

Danimarka gazetesi Politiken’de fotoğrafçı olan ödülün sahibi Mads Nissen, “Benim için bu fotoğraf, en zor zamanlardaki umut ve aşk hikayesini temsil” ediyor dedi.

Nissen bu yıl “Genel bilgiler, sadece görsel” kategorisinde de birincilik ödülünü de kazandı. Deneyimli fotoğrafçı, 2015’te World Press Photo Ödülü’nü kazanmıştı.

Haberin kaynağı için tıklayın.

Continue Reading

Avrupa

İşte Avrupa’nın bilinen en eski üç boyutlu haritası

Published

on

By

Bilim insanları, Bronz Çağı’na ait bir taş levhanın Avrupa’nın bilinen en eski üç boyutlu haritası olduğunu keşfetti.

4 bin yıllık taş levhadaki motiflerin, Fransa’nın Bretonya bölgesindeki bir alanı tasvir ettiği düşünülüyor.

1900’de kazılarda ortaya çıkarılan panel, yüzyıldan fazla süre Fransa’da bir kalenin hendeğinde saklı kaldı.

2 metre uzunluğunda ve 1.5 metre kalınlığındaki levha, 2014’te kalenin mahzeninde bulundu.

Black and white image of the slab
Levha ilk kez Bretonya’da 1900’de ortaya çıkarıldı.

Araştırmacılara göre, Saint-Bélec paneli olarak bilinen levhanın tarihi, MÖ 1900 ila 1650’ye uzanıyor.

Arkeolog Paul du Chatellier, paneli Fransa’nın kuzeyindeki Bretonya bölgesindeki Finistère’de, tarih öncesine ait bir mezarlıkta yapılan kazılarda ortaya çıkarmıştı. Levha, arkeoloğun yaşadığı kale olan Château de Kernuz’da duruyordu.

Araştırmacılar kayıplara karışan paneli 2014’te, kalenin mahzeninde buldu.

Taşın üzerindeki oyma ve işaretleri incelediklerinde, bunun bir harita olabileceğinden şüphelenen araştırmacılar, “tekrar edilen motifler ve onlara bağlanan çizgilerin”, Finistère’deki bir bölgeyi tasvir ettiğine inanıyor.

A mark in the rock
“Harita” Odet Nehri vadisindeki bir bölgeyle benzerlik taşıyor.

BBC’ye konuşan Bournemouth Üniversitesi’ndeki araştırma ekibinden Dr. Clément Nicolas, “Dünyanın dört bir yanında taşların üzerine oyulmuş benzer haritalar olsa da, genelde yorumlamadan ibaretler. İlk kez bir harita, bu kadar belirgin şekilde bir bölgeyi tasvir ediyor” dedi.

Dönemin prens ya da krallarının sahibi oldukları toprakları işaretlemek için haritayı kullanmış olabileceğini kaydeden Dr. Nicolas, “Eski toplumların sahip olduğu coğrafik bilgileri hafife alıyoruz. Bu levha, haritalama bilgilerini gösterdiği için önemli” diye de ekledi.

BBC’de yer alan haberin kaynağı için tıklayın.

Continue Reading

Çok Okunanlar

Copyright © İskandinavhaber