Connect with us

Bilim & Teknoloji

Koronavirüs nasıl mutasyona uğruyor?

Published

on

Yeni tip koronavirüsün mutasyona uğrayıp uğramadığı merak konusuydu. Bilim insanlar haftalar evvel mutasyona uğradığını keşfetmişlerdi.

Daha önce insanlarda görülmediğinden dolayı varlığından bile haberdar olmadığımız bu virüsün hangi ortamlarda yaşadığı, ne şekilde bulaştığı ve yeni durumlara nasıl adapte olduğuna dair her gün yeni bilgiler gün ışığına çıkıyor.

Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan bir çalışmada bilim insanları mutasyona uğrayan yeni tip koronavirüste görülen değişimin virüsün ”zayıfladığına” dair bir işaret olabileceğini açıkladı.

Euronews‘te yer alan habere göre, Malezya’da yapılan bir çalışmada ise virüsün on beşinci kodonunda mutasyon keşfedildiği ve bu değişimin virüsü daha bulaşıcı yaptığı anlaşıldı.

Virüsler nasıl ve neden değişime uğruyor?

Virüsler genetik seçimin bir sonucu olarak sürekli şekilde değişim geçiriyor. Hafif genetik değişimler mutasyon (değişinim) sonrası gerçekleşirken, büyük genetik değişimler rekombinasyon (yeniden birleşme) üzerine yaşanıyor.

Mutasyon virüsün genomu yani genetik materyalinde bir hata oluşması üzerine gerçekleşiyor. Rekombinasyon ise eş zamanlı enfekte olan virüslerin genetik bilgi değişimi sonrasında yeni bir tip virüs olarak ortaya çıkmasına neden oluyor.

Mesela Covid-19 pandemisine neden olan SARS-Cov-2’nin yarasalarda bulunan bir virüsün aracı bir hayvandaki başka bir virüsle yeniden birleşmesi yani rekombinasyonu sonrasında ortaya çıktığı ve insanı etkileyebilecek genetik materyale sahip olduğu biliniyor.

Mutasyon “kötü haber” mi?

Mutasyon virüsün doğasında var ve bunun önüne geçmek mümkün değil. Endişelerin altında, meydana gelen mutasyonlardan hangisinin virüsü daha bulaşıcı yaptığı ve buna karşı geliştirilecek bir aşının ne kadar etkili olabileceği soruları yatıyor.

Mutasyon bir virüsü daha bulaşıcı ya da daha öldürücü yapabilidiği gibi ters yönde evrilmesine de neden olabiliyor. Genel kanı virüsün bulaşıcılığının artmasının daha ölümcül sonuçlara neden olabileceği yönünde. Ölümler virüsün vücutta yarattığı hayati fonksiyonların olumsuz etkilenmesi nedeniyle gerçekleşebileceği gibi, sağlık hizmetlerine olan yoğun talep sonucu zamanında ve yeterince tedavi alamamaktan da kaynaklanabiliyor.

Öte yandan uzmanlar, daha ölümcül hale gelen virüsün daha az bulaşıcı hale getirme olasılığı olduğuna da dikkat çekiyor. Bu durumun sebepleri arasında hastalanan kişinin başka kişilerle görüşme imkanının azalması gösteriliyor.

“Elimizde yeni tip koronavirüsün daha öldürücü hale geldiğine dair bir veri yok”

University College London Genetik Enstitüsü Direktörü Francois Balloux yeni tip koronavirüsün beklediklerinden daha hızlı ya da daha yavaş mutasyona uğradığına dair bir veri olmadığı gibi virüsün daha ölümcül hale geldiğine dair de bir işaret bulunmadığını vurguluyor. Euronews’a konuşan Balloux görülen mutasyonlardan korkulmasına gerek olmadığını belirtiyor.

Balloux “farklı açılardan bir dizi küçük mutasyonun tekrar tekrar gerçekleştiğini tespit ettik. Bu bir ölçüde insana adapte olduğunun bir göstergesi olabilir” diye açıklıyor. Ancak Balloux bu aşamada virüsün daha ölümcül ya da daha bulaşıcı hale geldiğine dair bir kanıt görmediklerinin de altını çiziyor.

İngiltere’deki araştırmalarda Covid-19’a neden olan koronavirüsün 2 yüzden fazla genetik mutasyon geçirdiği tespit edilmiş durumda. Bilim insanları bu mutasyonlar sayesinde virüsün daha istikrarlı bir hale dönüşmesinin, virüse karşı daha etkin tedavi ve aşı geliştirilmesi için bir fırsat sunabileceği belirtiliyor.

Haberin tamamı için tıklayın.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim & Teknoloji

Muhtemel ‘kıyamet senaryosuna’ karşı Norveç’teki modern ‘Nuh’un Gemisi’nde 60 bin bitki tohumu muhafaza ediliyor

Published

on

By

Norveç’in kuzeyindeki Svalbard Takımadaları’nda bulunan ve muhtemel bir kıyamet senaryosuna karşı bitki çeşitliliğini devam ettirmeyi amaçlayan depoya 60 bin yeni tohum gönderildi.

Kuzey Kutbu’na yakın bir noktada olan Spitsbergen Adası’ndaki “Nuhun Gemisi” lakaplı depoda yaklaşık bir milyona yakın farklı meyve, sebze, ağaç ve yabani bitki tohumu bulunuyor.

Toplam 36 farklı bölgeden gelen 60 bin tohuma, küresel ısınma konusunda yaptığı çalışmalarla bilinen İngiltere Kraliyet Ailesi üyesi Prens Charles’ın da katkı sağladığı belirtildi.

Foto: AFP

 

Global Crop Çeşitlilik Vakfı’na bağlı deponun müdürü Stefan Schmitz iklim değişikliğinin Dünya üzerindeki biyolojik çeşitliliği hızla düşürdüğünü belirterek, “Şu anda bir acil durum söz konusu. Bitki tohumlarını yok olmadan korumamız gerekiyor. Şu anda bu işlemi yapıyor olmamız iklim değişikliği ve gıda üretimi konusundaki çekincelerin ne boyutlara vardığını gösteriyor.” diye konuştu.

Schmitz, insan soyunun devamını garanti altına almak için en az 2-3 milyon arası tohuma ihtiyaç duyulduğunu da sözlerine ekledi.

Foto: AFP

 

Her bir bitki tohumunun sürdürülebilir tarım için önemli olduğuna değinen İskandinav Ülkeleri Genetik Bankası Başkanı Lise Lykke Steffensen ise, “Hızla büyüyen Dünya nüfusunu besleyebilmek ve doğa dostu bir dönüşüm yapmak için bu tohumlar büyük önem arz ediyor” ifadelerini kullandı.

Continue Reading

Bilim & Teknoloji

Google, alınan nefesleri bile sayabilecek bir teknoloji geliştiriyor

Published

on

By

Foto: Daniela Dimitrova, Pixabay

Google’ın kullanıcılarının her attığı adımdan haberi olduğu gibi, artık uykulardan da “haberi” olacak.

Teknoloji devi, yeni cihazına entegre ettiği Soli teknolojisiyle, kullanıcıların uyku düzeninden, uyku esnasındaki hareketlerine, hatta aldığı nefese kadar takip edebilecek. Bu radar teknolojisi sayesinde kullanıcının uyurken ayrı bir cihaz takması gerekmediğinden, Nest Hub’ın uyku sensörü rakiplerine göre daha avantajlı sayılıyor.

Google’ın 15 bin kişi üzerinde 110 bin gece boyunca denediği teknoloji, uyku sorunu çekenler için bir çare kapısı olabilir. Fakat madalyonun bir de diğer yüzü var: “Kişisel hayatın gizliliği.”

Kişisel hayatın gizliliği

Dijital Demokrasi Merkezi Genel Direktörü Jeff Chester’e göre uyku takibi özelliği Google için insanların hareketlerini paraya çevirme yöntemlerinin sadece bir uzantısı.

Şirketin insan davranışlarını ve ilgi alanlarını “izinsiz” takip ederek kişiselleştirilmiş reklam sunduğu daha önce çok kez haberlere konu olmuştu. Dolayısıyla Google’ın uyku sensörü teknolojisinde sınırları ne kadar zorlayacağı kaygıları da beraberinde getirdi.

Amerikalı şirket, özelliğin sadece kullanıcının iznine bağlı olduğu güvencesini verse de daha önce kullanıcıları izinsiz takip ettiği bilindiğinden, bu alandaki hak savunucuları Google’ın teminatına şüpheyle yaklaşıyor. Şirketin gizlilik sözleşmesini sık aralıklarla güncelleyip, ayarları çoğu kullanıcı için anlaşılması zor bir hale getirmesi de şüpheleri arttırıyor.

Haberin kaynağı için tıklayın.

Continue Reading

Bilim & Teknoloji

Mars’taki hava durumunu ölçecek cihaz Finlandiya’dan

Published

on

By

NASA tarafından Mars’a gönderilen rover (keşif aracı) Perseverance’nin ince hassasiyete sahip hava durumu ölçen cihazı Finlandiya’da üretildi.

Mars’ta araştırmaları üstlenen rover’ın nem ve basınç ölçümüyle de ilgili yapacağı keşifleri de Finlandiyalı şirket Vaisala‘nın yüksek hassasiyete sahip cihazı üstlendi.

Yüksek hassatiyete sahip bu ölçüm cihazı Finlandiya’da üretildi

Finlandiya Meteoroloji Kurumu’nun aktif rol aldığı projede Avrupa’nın değişik yerlerinden bilim insanları da görev aldı.

Geçen ay (18 Şubat 2021) Mars’a yumuşak inen rover Perseverance, 473 milyon km’lik yolculuğuna 30 Temmuz 2020’de başlamıştı.

Finlandiya daha önce yine benzer bir cihazı Curiosity uzay aracı için de geliştirerek 2011 yılında Mars’a göndermişti.

Continue Reading

Çok Okunanlar

Copyright © İskandinavhaber