Connect with us

Sağlık

Kawasaki benzeri hastalığın sebebi koronavirüs mü?

Published

on

Koronavirüs salgınıyla mücadele sürerken farklı ülkelerde birçok çocukta Kawasaki Sendromu’na benzeyen bir hastalığın belirtileri tespit edildi. Semptomların covid-19 ile bağlantısı araştırılıyor.

İltihaplanmış damarlar, ateş ve ciltte tepkime gibi belirtiler, nadir görülen ve Kawasaki Sendromu olarak bilinen hastalığın semptomları arasında. Bu hastalık dünya genelinde şimdiye kadar 6 bin kişide tespit edildi. Avrupa Birliği’nin verilerine göre bu hastalığın görülme sıklığı ise 10 bin kişide beş kişiden az.

Ancak son dönemde, her geçen gün daha fazla çocuk Kawasaki Sendromununkine benzeri belirtilerle hastaneye kaldırılıyor. Vakalarda sıklıkla gözlenen belirtiler arasında karın ağrısı, mide – bağırsak şikayetleri ve kalpte iltihaplanmaya neden olabilecek kan damarları iltihaplanması, birkaç gün devam eden ateş, şiş bezeler, cilt reaksiyonları, dilin ve dudakların şişmesi ve göz nezlesi sayılıyor.

Gudrun Heise’nin Deutsche Welle Türkçe’de yer alan haberine göre, oldukça tehlikeli olan, ancak tedavisi bulunan bu hastalıkta kimi vakalarda organ yetmezliğine kadar gidebilen bir çoklu bölgede iltihaplanma sendromu söz konusu. Hastalığın başlıca risk grubu ise 5 – 14 yaş arası çocuklar. Kimi uzmanlar, vakaların koronavirüsle bağlantılı olabileceğinden endişe ediyor. Peki tablo o kadar korkunç mu?

DSÖ: Paniğe gerek yok

Klinik anlamda Kawasaki Sendromu akut bir hastalık olarak nitelendiriliyor. Özellikle, bir ila iki yaş grubundaki küçük çocuklar risk altında. En kötü senaryoda, hastalık koroner damarlara zarar verebilir ve bunun da uzun vadeli sonuçları olabilir. Tedaviye zamanında başlanması halinde ise bu tahribat önlenebilir.

Dünya Sağlık Örgütü, bu ürkütücü tabloya rağmen itidal çağrısında bulunuyor. Örgüt, Kawasaki Sendromunun bilinen bir hastalık olduğuna ve nadir görüldüğüne dikkat çekiyor.

Hastalığın kaynağına dair henüz net cevaplar yok. Uzmanlar Rhinovirüs ve eskiden beri bilinen dört koronavirüs türü üzerinde duruyor. Solunum yolu enfeksiyonlarında vücut virüslere somut bir tepki verirken, bağışıklık sistemi de raydan çıkıyor. Mevcut solunum yolu hastalıklarının tedavisinde de bağışıklık sistemini yeniden eski düzenine oturtmak için antikorlar kullanılıyor. Zamanında yapılan bir müdahalede Kawasaki hastalığında yaşama şansı yüzde 99,5’i buluyor.

“Covid-19’la ilişkili olduğu yönünde yeterli delil yok”

Bu gizemli hastalığın ilk vakaları Avrupa’da görüldü. İspanya’da teşhis edilen vakalardan sonra, İsviçre, İngiltere ve Almanya’da da bezer vakalar tespit edildi. Son zamanlarda ise ABD’den de benzer haberler geldi. Yetkililer, yalnızca New York’ta yüz kadar çocukta Kawasaki Hastalığı’yla bağlantılı olduğu düşünülen semptomlar görüldüğünü açıkladı.

Freiburg Üniversite Hastanesi’nden Prof. Philipp Henneke, bu hastalıkla COVID-19 arasındaki ilişkinin ise henüz oldukça muğlak olduğunu söylüyor. Kawasaki Sendromu’nun enfeksiyonel ve iltihaplı seyreden birçok hastalıkta görülebileceğini ve belirli bir tetikleyicisi bulunmadığını belirten Henneke, oldukça ağır seyredebilen COVID-19’un ise nadir de olsa çocuklarda da görüldüğüne dikkat çekiyor. Henneke, “Süreci izlememiz gerekiyor ve elbette bunu yapıyoruz da” diye konuşuyor.

Her yıl Almanya’da yaklaşık 200 tipik Kawasaki vakası görüldüğünü ve bu vakaların SARS-CoV-2’den bağımsız olduğunu kaydeden Henneke’ye göre artışa geçen vakaların COVID-19 ile bağlantısının olup olmadığını söylemek için ise çok erken.

Çocuklar ve gençler de tehlikede mi?

Çok sayıda bilim insanı ve doktor,  çocukların yetişkinlere göre daha nadir COVID-19’a yakalandığına işaret etmişti. Ancak son zamanlarda durumun böyle olmayabileceğine ilişkin endişeler mevcut. Hemen her gün bu yönde yeni raporlar ve çalışmalar yayımlanıyor. Henneke, özellikle “Çocuklar ve COVID-19” konusuna ilişkin bir çalışmaya yer veren ünlü tıp dergisi The Lancet’in ses getirdiğini, ancak bir kafa karışıklığına da neden olduğunu belirtiyor.

Henneke, “(Çalışmanın başlığı), ‘COVID-19 pandemisinde çocuklarda akut inflamasyon şoku’ idi,  ‘COVID-19’lu çocuklar’ değildi. Vakalar arasında yalnızca sekiz çocuktan birinde  SARS-CoV-2 tespit edildi” diye açıklıyor.

COVID-19’un Kawasaki Sendromu’nun neden olup olmadığı ya da Kawasaki benzeri semptomlara yol açıp açmadığı hala belirsizliğini koruyor. Prof. Henneke, “Bazı çocukların enfekte bir kişiyle temasının olduğu ortaya çıktı ve hayatını kaybeden bir çocukta da ölümünün ardından virüs tespit edildi. Ancak çocuğun tedavi gördüğü birimde başka COVID-19 hastalarının da olabileceği göz önüne alınırsa bu kesin bir bulgu değil. Bir çocukta ise bir başka virüs olan Adenovirüs tespit edildi” diye açıklıyor.

Bilim insanları COVID-19 ile bu nadir hastalık ya da türevleri arasında bir bağ bulunup bulunmadığına ilişkin güvenilir bir veri elde edene kadar bazı araştırmaların daha yapılması gerekiyor.

Yeni bulgular, çocukların COVID-19 enfeksiyonuna karşı bağışıklığının bulunmadığını ortaya koyar nitelikte. Vakaların çoğunda belirti görülmediği ya da hastalığın yetişkinlere göre çok daha hafif ilerlediği belirtiliyor. Almanya’da şu ana kadar çocuk ve gençler arasında 10 binden fazla SARS-CoV-2 enfeksiyonu tespit edildi. Robert Koch Enstitüsü verilerine göre, 20 yaşından genç olan ve koronavirüs tespit edilen 3 kişi hayatını kaybetti.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İsveç

Lund Üniversitesi: Düzenli egzersiz yapmak anksiyete riskini önemli ölçüde azaltıyor

Published

on

By

Foto: Free-Photos, Pixabay

Düzenli şekilde spor yapmak, anksiyete riskini yüzde 60 oranında azaltıyor. İsveç Lund Üniversitesi’nin de dâhil olduğu araştırma, yaklaşık 21 yıl sürdü.

EurekAlert internet sitesinin haberine göre, araştırmacılar, 1989-2010 yılları arasında düzenlenen, “Vasaloppet” adı verilen, dünyanın en büyük uzun mesafe kayak yarışına katılan ve katılmayan kişilerin verilerini inceledi.

Sonuçları “The Innovation” dergisinde yayımlanan çalışmada, 400 bin kişinin verileri değerlendirildi.

Araştırmanın baş yazarı Martine Svensson ve İsveç Lund Üniversitesi Deneysel Tıp Bilimleri bölümünden araştırmacı Tomas Deirborg, “Fiziksel olarak daha aktif bir yaşam tarzına sahip olan grubun, 21 yıla varan bir takip döneminde, kaygı bozuklukları geliştirme riskinin neredeyse yüzde 60 daha düşük olduğunu bulduk.” dedi.

Uzmanlar, kadınlarda da erkeklerde olduğu gibi aktif yaşam tarzı ile düşük kaygı riski arasında bir bağlantı görüldüğünü kaydetti.

Erkek ve kadın kayakçılar üzerinde yapılan incelemelerde, erkek kayakçıların performans düzeyleriyle kaygı bozukluğu arasında doğrudan bir ilişki bulunamazken, kayakta yüksek performans gösteren kadınların daha düşük düzeyde performansta bulunan kadınlara göre 2 kat kaygı bozukluğu yaşadığını ortaya konuldu.

Ancak buna rağmen kaygı riskinin, yüksek performans sergileyen kadınlarda, egzersiz yapmayanlara kıyasla daha düşük olduğu belirtildi.​​​​​​​

Continue Reading

Sağlık

Yeni bir koronavirüs varyantı daha: Mu varyantı

Published

on

By

İllüstrasyon: Inactive_account_ID_249, Pixabay

Dünya Sağlık Örgütü, koronavirüsün yeni bir versiyonunu varyantlar listesine ekledi.

B.1.621 olarak da bilinen ‘Mu’ varyantı, 39 ülkede tespit edildikten ve birçok kişinin edindiği bağışıklık korumasını daha az duyarlı hale getirebilecek mutasyonlara sahip olduğu tespit edildikten sonra 30 Ağustos’ta DSÖ’nün izleme listesine eklendi.

DSÖ’nün pandemi hakkındaki haftalık bültenine göre, Mu varyantı “bağışıklık kaçışının potansiyel özelliklerini gösteren bir mutasyonlar kümesine sahip”.

Rapordaki ön veriler Mu’nun Güney Afrika’da keşfedilen Beta varyantına benzer şekilde bağışıklık savunmalarından kaçabileceğini öne sürüyor, ancak bunun daha fazla çalışma ile doğrulanması gerekiyor.

Mu varyantı ilk olarak Ocak 2021’de Kolombiya’da tanımlandı. O zamandan beri, dünya çapında vakalar kaydedildi. Güney Amerika’nın ötesinde, İngiltere, Avrupa, ABD ve Hong Kong’da vakalar bildirildi. Varyant şimdilik küresel olarak Covid-19 enfeksiyonlarının yüzde 0,1’inden daha azını oluşturuyor ancak Kolombiya ve Ekvador’da vakaların yüzde 39 ve yüzde 13’ünü oluşturarak buralarda zemin kazandığı görülüyor.

Bilim insanları ve halk sağlığı yetkilileri, Mu varyantının dünyanın çoğunda baskın olan Delta varyantından daha bulaşıcı olup olmadığını veya daha ciddi hastalıklara neden olup olmadığını araştırıyor.

Amerika ve Avrupa kıtasında mevcut

Birleşik Krallık’ta şu ana kadar en az 32 Mu varyantı vakası tespit edildi. Public Health England (PHE) tarafından Temmuz ayında yayınlanan bir raporda, bunların çoğunun Londra’da ve 20’li yaşlardaki insanlarda bulunduğu belirtildi. Mu testi pozitif çıkanlardan bazılarının bir veya iki doz Covid-19 aşısı almış olduğu da raporda yer alıyor.

Mu varyantına ABD’de de rastlanıyor. New York Post’a konuşan sağlık yetkilileri, bu varyantın Miami Üniversitesi’nin patoloji laboratuvarında incelenen pozitif vakaların yaklaşık yüzde 10’unu oluşturduğunu söyledi.

Belçika’da bir huzurevinde kalan ve iki aşısını da olmuş yedi kişinin söz konusu Mu varyantı nedeniyle öldüğü belirlenmişti. 21 huzurevi sakini ve bazı çalışanlarda da bu varyanta rastlandı ancak bu kişiler hastalığı hafif geçirdi.

En az Beta varyantı kadar dirençli

Mu varyantı ilk olarak Temmuz ayında incelenmekte olan varyantlar listesine eklenmişti. Daha ciddi endişe yaratan Alpha ve Delta varyantları nedeniyle şimdiye kadar kadar alarm vermese de Ağustos ayında yayınlanan bir risk değerlendirmesinde varyantın aşılamadan kaynaklanan bağışıklığa karşı en az Beta varyantı kadar dirençli olduğunu gösteren laboratuvar çalışmaları olduğu belirtiliyor.

Yine de kanıt için var olan çalışmalardan daha fazlası gerekli. Bu nedenle bu varyantın ne kadar tehdit oluşturduğu henüz oldukça belirsiz.

Mu hakkındaki endişelerin bir kısmı, taşıdığı belirli mutasyonlardan kaynaklanıyor. P681H mutasyonu, Alfa varyantında da bulunuyor ve daha hızlı bulaşmasına neden oluyor. E484K ve K417N dâhil olmak üzere diğer mutasyonlar, virüsün bağışıklık savunmalarını geçmesine yardımcı oluyor.

Haberin kaynağı için tıklayın.

Continue Reading

Sağlık

Türkiye Stockholm Büyükelçiliği’nden ‘korona testi’ duyurusu

Published

on

By

Türkiye Stockholm Büyükelçiliği koronavirüs testi (PCR) hakkında duyuruda bulundu. Duyuruda halka açık mekanların ziyaret edilebilmesi için “negatif sonuçlu korona testi” şartı aranacağı ifade eldi. Ayrıca seyahat etmek için de PCR testi isteneceği dile getirildi.

Büyükelçilikten yapılan duyurunun tamamı şöyle:

İçişleri Bakanlığı’nın 20 Ağustos 2021 tarihli Genelgesinde, Covid-19 salgınıyla mücadelenin ülkemizde başarılı bir şekilde sürdürülebilmesini teminen 6 Eylül 2021 Pazartesi gününden itibaren;

– Aşı olmayan kişilerin; konser, sinema ve tiyatro gibi toplu olarak bulunulan faaliyetlere katılımda negatif sonuçlu PCR testi ibrazı şartı aranacağı,

– Etkinliklere girişte HES kodu üzerinden kişilerin aşılı/geçirilmiş hastalık (Covid-19 hastalığı sonrası bilimsel olarak bağışık kabul edilen süreye göre) sorgulaması yapılacağı veya azami 48 saat önce yapılmış negatif PCR testi sorgulaması yapılacağı hususlarına yer verilmektedir.

Genelgede, kişinin hastalığı geçirmemiş veya aşılı olmaması veya negatif PCR testi ibraz etmemesi durumunda etkinliğe katılmasına müsaade edilmeyeceği kayıtlıdır.

Benzer şekilde;

– Aşısız veya hastalığı geçirmemiş kişilerin özel araç hariç uçak, otobüs, tren veya diğer toplu ulaşım araçlarıyla gerçekleştirecekleri şehirlerarası seyahatler için de negatif sonuçlu PCR testi ibraz edilmesi gerekeceği,

– 6 Eylül 2021 Pazartesi gününden itibaren seyahat firmalarınca araca kabul aşamasında HES kodu üzerinden kişilerin aşılı/geçirilmiş hastalık (Covid-19 hastalığı sonrası bilimsel olarak bağışık kabul edilen süreye göre) veya azami 48 saat önce yapılmış negatif PCR testi sorgulaması yapılacağı bildirilmektedir.

Kişinin hastalığı geçirmemiş veya aşılı olmaması veya negatif PCR testi ibraz etmemesi halinde yukarıda kayıtlı çerçevede seyahate müsaade edilmeyeceği ifade edilmektedir.

Ülkemizde mukim tüm yabancıların da yukarıda bahse konu düzenlemelere tabi olacakları, bununla birlikte ülkemize turistik ziyaret yapacak kişilerin bu düzenlemelere tabi olmayacakları öğrenilmiştir.

Vatandaşlarımıza saygıyla duyurulur.

Continue Reading

Çok Okunanlar

Copyright © İskandinavhaber