Connect with us

Sağlık

Ekran başında az zaman geçirmenin yolları: Teknolojinin sizi kontrol etmesine izin vermeyin

Published

on

Teknoloji insan hayatını neredeyse esir almış durumda. Aileler “çocuk sussun” diye 2 yaşındaki çocuklara bile telefon veriyorlar. Ve bir insanın ortalama telefonla, internetle zaman geçirme süresi de gün boyunca saatleri bulabiliyor.

Yeni tip koronavirüs pandemisi sebebiyle evlere kapanan insanlık, teknolojiyle daha fazla zaman geçirmeye başladı. BBC konuyla ilgili bir araştırma yayınladı.

Televizyonu kapattınız, telefonunuza baktınız ve saatin 02:00 olduğunu fark ettiniz. Yani bilgisayarınızı açıp ekran karşısında işe başlamanıza yalnızca birkaç saat kalmış…

Özellikle covid-19 salgını döneminde evinde bilgisayar başında çalışanlardan biriyseniz, siz de bir gün içinde sürekli olarak bir ekrandan diğerine bakanlardansınız demektir.

iPhone kullanıcılarının telefonlarında beliren haftalık “ekranda geçirilen süre” uyarıları son zamanlarda birçok kişiyi şaşırtacak kadar yüksek çıkıyor.

“Moment” adlı ekran süresi takip uygulamasının BBC Radio 1 Newbeat programıyla paylaştığı verilere göre cep telefonu kullanımı salgın öncesi döneme kıyasla yaklaşık %30 oranında arttı.

Ekran başında çok uzun zaman geçirmek fiziksel ve ruhsal sağlığı olumsuz etkileyebilir. Eğer siz de sokağa çıkma kısıtlamaları döneminde daha fazla ekran başında kaldıysanız ve bu durumdan şikayetçiyseniz sağlığınızı korumak için şu tavsiyeleri okumak faydanıza olabilir.

1- Mola verin

Sağlık açısından ekranlarda geçirilmesi tavsiye edilen “belirli bir süre” yok. Ama Dr. Chetna Kang “Hayatınıza müdahale edecek kadar uzun saatler ekran başında geçirmek istemezsiniz,” diyor.

Dr. Kang, Nightingale Hastanesi Ruh Sağlığı Birimi’nde teknoloji bağımlılığı konusunda uzmanlaşan bir danışman.

“Bir oturuşta ekran karşısında birden fazla saat geçirmeyin. 15 dakikalık bir mola bile sizin için iyidir” tavsiyesinde bulunuyor Dr. Kang.

Dr Chetna Kang

“Teknolojinin sizi kontrol etmesine izin vermeyin” diyor Dr. Kang.

Bilgisayar başında uzun zaman geçirmek gözlerinizi yorabilir ve baş ağrısı yapabilir.

Bu ruh sağlığınız için de geçerli. Dr. Kang, “Teknoloji kafamızı dağıtmanın kolay bir yolu olabilir. Aralar alarak sağlıklı şekilde kullanmak istediklerinizi de yerli yerine yerleştirmiş olursunuz, bu da duygusal ve psikolojik sağlınızı korur” diyor.

2- Ekrana iten sebepleri belirleyin

Neden hep elimiz telefonlarımıza, tablet bilgisayarlarımıza ve televizyonun uzaktan kumandasına gidiyor?

Dr. Kang, eğer bu soruya tatmin edici bir yanıt verdiğinizi düşüyorsanız ekran başında geçirdiğiniz sürenin ‘sağlıklı olduğunu’ farz edebileceğinizi söylüyor ama bir de uyarısı var:

“Bazen yalnızca bir alışkanlığa dönüştüğü için otomatik olarak eliniz bu cihazlara gidiyor.”

Dr. Kang bunu önlemek için, sizi ekran karşısına iten etkenleri tespit etmeniz gerektiğini söylüyor. Bunlar ‘sıkıntı, bir şeylerden rahatsızlık duymak veya bir şeylere öfkelenmek’ olabilir.

Rahatlamak için ekran karşısına geçmek yerine yaşadığınız sıkıntıyla ilgili biriyle konuşabilir veya bununla ilgili bir mektup yazabilir veya sizi başka bir şeye teşvik edecek alternatif bulabilirsiniz.

3- Ekranda geçireceğiniz zamanı planlayın

Hayatımızdaki bir çok şey gibi, bunu da planlamak çok faydalı olabilir.

Dr. Kang, gün içinde ekran yanında olmayacağınız zamanları belirlemenin iyi bir yöntem olacağını söylüyor:

“Sabah ekrana hiç dokunmayacağınız bir zaman dilimi belirleyin.”

Birçok kişi alarm olarak cep telefonlarını kullanıyor. Dr. Kang buna basit bir alternatif sunuyor: ‘Normal saat alarmı’:

“Bu da, sabah uyandığınızda ekrandan uzak geçireceğiniz vakti biraz artırır.”

Ama gece yatarken ekranda geçirilen zaman ise çok daha önemli. Dr. Kang “Gece yatağa girmeden önce bir saat ekrana bakmayın çünkü cihazdaki mavi ışık beyninize hala ‘gündüz saatleri olduğu’ işaretini verebilir.”

4- Bağlanmak için alternatif yöntemler

Zoom, FaceTime, Skype veya Houseparty hangisi olursa olsun, bugünlerde sevdiklerimizi görebilmemizin tek yolu video aramaları.

Dr. Kang, iletişimde kalmanın sadece ekranlarla kısıtlı olmadığını söylüyor. Ekrana bakmaktan ziyade başkalarının ne söylediğini dinlemenin önemli olduğunu ifade eden Dr. Kang’a göre bu normal telefon hattıyla da yapılabilir:

“Kameraya bakıyoruz. Bazen görüntü duruyor, ses örtüşmüyor o nedenle dinlemek için daha fazla dikkat etmeniz gerekiyor.”

Hala sevdiklerinizle konuşabilirsiniz ama değişiklik olsun diye eski yöntemleri deneyebilirsiniz.

5- Ekransız fiziksel aktivite

Salgın öncesi dönemde işten sonra arkadaşınızla buluşuyordunuz veya belki de akşam yemeğine dışarıya çıkıyordunuz, bunlar ekransız yapılan aktivitelerdi.

Bunun artık mümkün olmadığı belli. Ama artık onun yerine iş bitince, dizüstü bilgisayarların yerine PlayStation oyun konsoluna veya Netflix’e yönelmiş olabilirsiniz.

Dr. Kang iş sonrası ekransız fiziksel aktivitede bulunmanın önemli olduğunu söylüyor:

“Hepimiz ekransız geçirilen zamanın ne olduğunu biliyoruz, aileyle geçirilen zaman veya kitap okumak gibi.

“İşten sonra ne yapacağımızla ilgili bilinçli bir tercih yapmalıyız, yemek yapmak veya koşuya çıkmak gibi.”

Bu fiziksel sağlığımız için de iyi.

Dr. Kang, ekran önünde uzun vakit geçirenlerin omuz veya boyun ağrısı şikayeti yaşadıklarını söylüyor ve “Bunun asıl nedeni duruşunuz. Yatakta veya bir sandalyeye oturarak ekranlara bakıyoruz” diyor.

Gerçekçi olmak gerekirse ekransız bir hayat artık imkansız. Dr. Kang da bunu kabul ediyor ve şu tavsiyede bulunuyor:

“Ekranlar her yerde ve onlara ihtiyacımız var. Hayatlarımıza yardımcı oluyorlar.

“Ekransız bir hayatı düşlemek yerine, ekranlara harcadığımız zamandan çalıp kontrolü sağlamamız lazım.”

 

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sağlık

Delta varyantı ne kadar bulaşıcı, aşılar varyanta karşı etkili mi?

Published

on

By

İllüstrasyon: Inactive_account_ID_249, Pixabay

Covid-19 bazı coğrafyalarda mutasyon geçirerek yeni bir varyanta dönüştü. Kesin olmayan araştırmalara göre Delta varyantının ölümcüllüğü azaldı fakat yayılması daha hızlı. Delta varyantı ve diğer varyantların covid-19 aşılarına karşı dayanıklı olup olmadığı merak konusu.

Euronews’te yer alan habere göre, covid-19’a yol açan koronavirüsün en güçlü varyantı olarak kabul edilen Delta, birçok ülkenin kısıtlamaları hafifleterek ekonomilerini canlandırmaya çalıştığı bu dönemde yayılmaya devam ederken, virolog ve salgın hastalık uzmanlarının salgına ilişkin tahminlerinin de değişmesine neden oldu.

Aşılar Covid-19’un neden olduğu ağır hastalık ve hastane tedavisine ihtiyaç gereksinimini güçlü şekilde azalttı ancak elde edilen bulgular ilk defa Hindistan’da ortaya çıkan delta varyantının iki doz aşı olanlarda bile hızla bulaştığına işaret ediyor.

İngiltere’de koronavirüs varyantlarının genetik dizilim çalışmalarının başındaki mikrobiyolog Sharon Peacock “bugüne kadar görülen en güçlü ve hızlı varyant” olarak tanımladığı Delta’nın şu anda dünyanın karşı karşıya olduğu en büyük risk olduğunu belirtiyor.

Delta varyantı neden daha bulaşıcı?

Çin’de yapılan bir çalışma koronavirüs bulaşan kişilerin ilk kez 2019’da Vuhan’da ortaya çıkan virüse kıyasla burunlarında bin kat daha fazla Delta varyantı taşıdığını tespit etti.

İngiliz mikrobiyolog Peocock daha fazla virüsün dışarıya atılıyor olması sebebiyle Delta varyantının daha bulaşıcı olabileceğini ancak bu konuyla ilgili araştırmaların hala sürdüğünü belirtiyor.

Amerika Birleşik Devletleri’ndeki (ABD) San Diego Üniversitesi’nden bağışıklık uzmanlarına göre delta varyantı İngiltere’de ilk kez görülen ve orijinal virüsten daha bulaşıcı olduğu bildirilen Alpha varyantından yüzde 50 daha bulaşıcı.

Kaliforniya’daki Scripps Araştırma Dönüşümsel Enstitüsü Müdürü ve genetik dizilim uzmanı Eric Topol Delta varyantının kuluçka döneminin daha kısa olduğunu ve bu nedenle daha fazla viral parçacığa sahip olduğunu dile getiriyor. Topol bu durumun aşıları zorladığını ve aşılanmış kişilerin bu nedenle özellikle dikkat etmesi gerektiğinin altını çiziyor.

Topol virüsün en çetin versiyonunun ortaya çıktığı bu dönemde kısıtlamaların kaldırılması, özellikle de maske kullanımından vazgeçilmesinin yapılması gereken son şey olduğu görüşünde.

Aşı Delta varyantına karşı ne kadar koruyor?

Delta’nın en kaygılandıran yönü insanları daha çok hasta etmekten ziyade daha hızlı bulaşarak aşı olmamış kişilerde ağır hastalığa yol açması ve hastene tedavisi gerektirmesi.

İngiltere Halk Sağlığı Kurumu geçen hafta yayınladığı son verilerde ülkede Delta varyantı nedeniyle hastanede yatan 3 bin 692 kişiden yüzde 53’ünün aşılanmamış olduğunu, yüzde 22,8’inin ise tam doz aşılanan kişiler olduğunu açıkladı.

Delta’nın en baskın varyant olduğu Singapur’da da geçtiğimiz hafta hükümet tarafından açıklanan son verilere göre Covid-19 vakalarının üçte birini aşılanmış kişilerin oluşturduğunu ancak hiçbirinde hastalığın ağır seyretmediği bildirildi.

Dünyada en fazla Covid-19 vakası ve hastalıktan kaynaklanan ölümlerin yaşandığı Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) yeni enfeksyonların yüzde 83’üne Delta varyantı neden oluyor. Hekimler aşıların hafif enfeksiyonlara karşı yüzde 100 koruma sağlamamasının aşılanmış kişilerde hayal kırıklığı yarattığını belirtiyor. Ancak ülkede bugüne kadar koronavirüs kaynaklı ağır hastalıkların yüzde 97’sinin aşılanmamış kişilerde görülmesi aşıların etkinliği konusunda önemli bir veri sağlıyor.

Öte yandan İsrail’den gelen bilgiler aşı olanlar için biraz daha karamsar. İsrail sağlık yetkililerinin verdiği bilgilere göre halen koronavirüs nedeniyle hastanede tedavi görenlerin yüzde 60’ını aşılanmış kişiler oluşturuyor. Çoğunluğu 60 yaş üzeri olan bu kişilerin başka sağlık sorunu bulunduğu belirtiliyor.

Continue Reading

Sağlık

Pfizer-BioNTech’in 2. dozunun yan etkileri neler?

Published

on

By

Covid-19’a karşı üretilen Pfizer-Biontech aşısının özellikle ikinci dozunu yaptıranlar yan etkilerden şikayet ediyor.

Türkiye’de Sinovac aşısından sonra gittikçe yaygınlaşan ve halk tarafından tercih edilen BioNTech aşısının yan etkileriyle ilgili yapılan araştırmalar, ikinci dozdan sonra dile getirilen şikayetleri doğruluyor.

Pfizer-BioNTech aşısını yaptıran kişiler özellikle ikinci dozdan sonra yüksek ateş, halsizlik, baş ve kas ağrısı, mide bulantısı ve titreme gibi şikayetlerde bulunuyor.

ABD’de Gıda ve İlaç Dairesi’nin (FDA) yaptığı bir araştırmaya göre Moderna da dahil olmak üzere mRNA teknolojisi kullanan aşıların ikinci dozunu alanların en az 3’te 2’si yorgunluk, halsizlik ve kas ağrısı gibi konulardan şikayet ediyor.

Yan etkiler bununla da sınırlı değil. Mesela İsrail’de BioNTech aşısının ikinci dozunu olan çoğunluğu erkek 30 yaşın altında olan 62 kişide kalp kası enfeksiyonu (miyorkardit) görüldü.

CDA: Tüm yan etkiler vücudun antikor ürettiğinin bir kanıtı

ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri (CDC), mRNA aşılarının yan etkilerinin kol üzerinde ağrı, kızarıklık, şişme olarak görüldüğünü ve bu kişilerde yorgunluk, kas-baş ağrısı, titreme, ateş ve mide bulantısına sebep olabileceğini belirtiyor.

CDA, söz konusu yan etkilerin 1-2 gün içinde ortaya çıkabileceğini ve tüm bunların vücudun bağışıklık sisteminin harekete geçtiğinin bir kanıtı olduğunu ifade ediyor.

CDA, sitesinde BioNTech veya Moderna gibi Covid-19’a karşı mRNA teknolojisini kullanan aşılardan yaptıranların, ikinci dozda da aynı markaları tercih etmesi gerektiğini belirtiyor.

Ankara Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İsmail Balık’a göre de BioNTech aşısında yan etkiler kendini daha fazla gösteriyor.

Prof. Dr. Balık, “Bu yan etkiler aşı yerinde ağrı, şişlik, ateş, vücut kırgınlığı gibi belirtiler BioNTech aşısında daha fazla görülüyor ama bunların hiçbiri risk oluşturmuyor, kişiyi ağır hastalık geçirme ve ölüm riskinden koruyor. İnaktif olan Sinovac aşısında ise bu tip yan etkiler ya olmuyor ya daha az gözüküyor.” diyor.

mRNA tekniği nasıl çalışıyor, yan etki sebepleri nedir?

Bazı bilim insanları ciddi yan etkilerden kaçınmak için birinci ve ikinci doz aşılarda farklı markaların kullanılmasının yararlı olacağını savunuyor.

BioNTech veya Moderna gibi firmaların ürettiği mRNA aşıları, insan vücudundaki hücrelerde Covid-19 virüsünde yer alan proteine benzer proteinlerin üretilmesini sağlıyor. Bu sayede vücudun bağışıklık sistemi virüsü tanımlıyor ve ona karşı antikor üretiyor.

Aşı olanların vücutları ilk doz sonrası “aşıdaki virüs RNA’sına” tepki veriyor. Yan etkiler, vücudun iltihaplanmaya gösterdiği tepki de denilebilir. İkinci doz sonrası ise vücudun bağışıklık sistemi etkisini artırmak için, virüse karşı daha fazla tepki gösteriyor.

Haberin kaynağı için tıklayın.

Continue Reading

Sağlık

Stockholm merkezli AB kurumu: Ağustos başına kadar vakalar artacak

Published

on

By

İllüstrasyon: Inactive_account_ID_249, Pixabay

Merkezi Stockholm’de bulunan Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC), salgının seyri ile ilgili hesaplamalara dayanan tahminlerini açıkladı. ECDC, Ağustos ayının başına kadar yeni vaka sayılarının beş kat artacağını tahmin etti. Vaka sayılarının artışına ise bulaşıcılığı yüksek Delta varyantının etkili olduğu belirtildi.

AB’nin hastalıklarla mücadele kurumu ECDC’nin tahminleri, Avrupa Birliği ülkeleri ile AB üyesi olmayan Norveç, İzlanda ve Lihtenştayn’ı kapsıyor. ECDC, bu bölgelerde 1 Ağustos’tan itibaren yedi günlük insidans oranının 100 bin kişi de 420 yeni vaka olacağını tahmin ediyor. Söz konusu bölgelerde geçen haftaki insidans oranı ise ortalama 90’dı.

Öte yandan kurum, hastanede tedavi görmeye ihtiyaç duyacak korona vakaları ve can kayıplarının ise devam eden aşı kampanyası nedeniyle daha az artacağını tahmin ediyor. ECDC, gözlemlediği 30 ülkenin üçte ikisinde vaka sayılarında artış eğiliminin başladığına ve yeni vakaların da çoğunlukla 15 ila 24 yaşlarında olduğuna dikkat çekti.

Delta varyantı ne kadar bulaşıcı?

Alman Daimî Aşı Komisyonu’nun (Stiko) açıklamasına göre Delta varyantı (B.1.617.2) Mart 2021’den beri yeni vakalarda baskın olan Alfa (B.1.1.7) varyantına göre daha bulaşıcı. İngiliz bilim insanları da Delta’nın Alfa’dan yüzde 60 daha bulaşıcı olduğunu ifade ediyor.

Dünya genelinde hızla yayılan koronavirüsün Delta varyantı Almanya’da da baskın varyant haline geldi. Vakaların yarıdan fazlasının kaynağı Delta. Delta’nın görüldüğü Türkiye’de de vaka sayıları yeniden artış eğiliminde.

Haberin kaynağı için tıklayın.

Continue Reading

Çok Okunanlar

Copyright © İskandinavhaber