Connect with us

Kültür

Dünyada 2 bin 500 dil yok olma tehlikesiyle karşı karşıya

Published

on

Foto: Michael Schwarzenberger, Pixabay

UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Oğuz, “Dünyada yaşayan ve konuşulan 7 bin civarında dil bulunuyor. Bunlar arasında 2 bin 500 civarında dilin konuşur sayısı çok azaldığı için kaybolma tehlikesi altında” dedi.

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Türkiye Milli Komisyonu (UTMK) Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Öcal Oğuz, “21 Şubat Uluslararası Ana Dil Günü” vesilesi ile konuştu.

UNESCO tarafından ilan edilmiş ve kutlanan 62 uluslararası günün 5’inin dillerle ilgili ve bunlardan birinin de “Uluslararası Ana Dil Günü” olduğunu belirten Oğuz, bugün kapsamında kültürel çeşitliliğin korunması, dilsel çeşitliliğe ve kaybolma tehlikesi altındaki dillere dikkat çekilmesi amacıyla etkinlikler gerçekleştirildiğini söyledi.

“10 binden daha az konuşanı olan diller kaybolma tehlikesi altında”

Oğuz, dünyada yaşayan ve konuşulan 7 bin civarında dilin bulunduğuna dikkati çekerek şöyle devam etti:

“Bunlar arasında 2 bin 500 civarında dil, konuşur sayısı çok azaldığı için kaybolma tehlikesi altında. İstatistiklere ve derlenen verilere göre, maalesef her 15 günde bir bu dillerden biri kaybolmaktadır. Dillerin tehlike altına girmesi ve kaybolması dünyadaki sosyal, siyasi ve ekonomik değişimler sebebiyle özellikle son on yıllarda giderek artmıştır.

‘UNESCO Tehlike Altındaki Diller Atlası’ bu durumu yansıtmaktadır. 10 binden daha az konuşanı olan diller, kaybolma tehlikesi altındaki dillerin büyük bölümünü oluşturuyor. Bu sebeple Türk dili ailesine ait çok sayıda topluluğun dilinin yok olacak diller arasında olması özel dikkat gerektiriyor.

“Nüfus verilerine erişilebilen tehlike altındaki 2 bin 304 dilin yüzde 90’ından fazlası 10 bin veya daha az insan tarafından konuşuluyor. UNESCO, 10 bin kişi sınırını, bir dilin nesiller arası aktarımı için gereken minimum sayı olarak görüyor.”

“Çok dilli eğitime özel önem veriliyor”

UNESCO Genel Direktörü Audrey Azoulay, “Uluslararası Ana Dil Günü” için yayımladığı mesajında, şunları kaydetti:

“Bu seneki tema, ‘Eğitim ve toplumlarda kapsayıcılık için çok dilliliğin geliştirilmesi’ bizi hem okulda hem de günlük yaşamda çok dilliliği ve ana dillerin kullanımını desteklemeye teşvik ediyor. Bu önemli çünkü dünyanın yüzde 40’ını oluşturan bir kesim, en iyi konuştukları veya en iyi anladıkları dilde eğitime erişemiyor. Bu, onların öğrenmelerini, miras ve kültürel ifadelere erişmelerine mani oluyor. Bu sene, çocukların ana dillerinin önemli bir kazanç olduğu fikriyle erken çocukluktan itibaren çok dilli eğitime özel önem veriliyor.”

Uluslararası Ana Dil Günü

Bangladeş’in, 17 Kasım 1999’da 30. UNESCO Genel Konferansı’nda, 21 Şubat 1952’de Bengalcenin resmi dil olarak kabul edilmesinin yıl dönümünün “Uluslararası Ana Dil Günü” olarak kutlanması için verdiği önerinin kabulüyle 21 Şubat, “Uluslararası Ana Dil Günü” olarak ilan edildi.

2000’den itibaren her sene 21 Şubat’ta kutlanan gün, bu sene “Eğitim ve toplumlarda kapsayıcılık için çok dilliliğin geliştirilmesi” temasıyla kutlanacak.

bianet.org’da yer alan haberin kaynağı için tıklayın.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Avrupa

‘Aşı pasaportu’ Avrupa Birliği genelinde yürürlüğe girdi

Published

on

By

İllüstrasyon: Gerd Altmann, Pixabay

Avrupa Birliği’nin (AB) koronavirüs salgınında seyahatleri kolaylaştırmak için hazırladığı “aşı pasaportu” uygulaması bugün itibariyle (1 Temmuz 2021) yürürlüğe girdi.

AB sınırları içindeki seyahatlerde kullanılacak aşı sertifikası uygulaması resmen faaliyete geçti.

Artık AB ülkelerinden hava yolu seyahatlerinde uçağa binmeden önce sertifika sunmak gerekecek.

Ücretsiz olan “AB Dijital Covid Sertifikası”, kâğıt veya dijital şekilde hazırlanıyor.

Ayrımcılığın önlenmesi amacıyla aşı olmayan kişiler de sertifikaya sahip olabiliyor.

Aşı sertifikası, kişilerin covid-19 aşısı olup olmadığını, olduysa nerede ve hangi aşıyı olduğunu gösteren bilgiyi, hastalığı geçirenlerin iyileştiğine dair belgeyi ve negatif test sonucunu içeriyor.

Covid-19 testlerinin PCR türleri, seyahatin 72 saat öncesine kadar yapılıp sertifikaya tanımlanabiliyor.

Hızlı antijen testler ise 48 saat öncesine kadar yapılabilirken, bu testin tanınmasına her ülkenin kendisi karar veriyor.

Sertifikayla AB’de onaylı covid-19 aşılardan Pfizer, Moderna, AstraZeneca ve Johnson and Johnson olmuş ve son dozun üzerinden 2 hafta geçmiş kişilere seyahatlerde ek test veya karantina gibi kısıtlamalar uygulanmıyor.

Sertifika, AB vatandaşlarına, hangi ülkenin vatandaşı olduğuna bakılmaksızın ailelerine, ayrıca AB’de ikamet eden ancak AB vatandaşı olmayan kişilerle diğer AB ülkelerine seyahat hakkı bulunan ziyaretçilere veriliyor.

Aşı sertifikası, tüm AB ülkeleriyle birlikte İzlanda, Lihtenştayn, Norveç ve İsviçre’de geçerli oluyor.

Sertifika üye ülkelerin dilleri ile birlikte İngilizce olarak hazırlanıyor.

Şimdilik 12 ay için geçerli olan sertifika, seyahatlerde kontrol ediliyor.

AB sertifikasının dış ülkelerle de karşılıklı tanınmasına yönelik görüşmeler yürütülüyor.

Haberin kaynağı için tıklayın.

Continue Reading

İsveç

İsveç’te ‘Midsommar’ nedir, nasıl kutlanır?

Published

on

By

Foto: Corina Selberg, Pixabay

İsveç’te “yılın en uzun gününün” ardından ülke çapında geleneksel Midsommar (yaz ortası) kutlanıyor. İsveçlilerin kafalarına çiçekten taç taktıkları bu günde doğurganlığı simgeleyen çiçekli bir direk toprağa gömülerek, doğanın canlanacağına ve bitki örtüsünün renkleneceğine inanılıyor.

Kurbağa dansları ve şarkıları eşliğinde Midsommar direğinin (Midsommarstången) etrafında halka şeklinde el ele tutuşan İsveçliler, müzik eşliğinde geleneksel danslar ediyorlar. Midsommar bu sene 25-26 Haziran tarihlerinde kutlanıyor.

Geleneksel olarak patates haşlaması, salamura ringa balığı, çilek ve likörlerin tüketildiği bu günün kökleri pagan geleneğine dayanıyor. Midsommar Günü’nde çuvalla koşu yarışı, halat çekme, ağızda kaşıkla yumurta taşıma gibi geleneksel oyunlar da oynanıyor.

Noel’den sonra ülke için ikinci en önemli gün sayılan Midsommar’da İsveçliler, 7 farklı çiçeği doğadan toplayıp gece uyumadan önce yastıklarının altına koyuyor ve gelecekteki eşlerinin o gece rüyalarına gireceğine inanıyor.

Her yıl 19 ve 25 Haziran tarihleri arasındaki cuma akşamı Midsommar Gecesi; cumartesi ise Midsommar Günü olarak kutlanıyor. Finlandiya, Norveç ve Danimarka gibi diğer kuzey Avrupa ülkelerinde de kutlanan Midsommar İsveç için ise özel bir anlam taşıyor. İsveç’te 6 Haziran yerine Midsommar Gecesinin ülkenin ulusal bayramı olarak kabul edilmesi teklifleri söz konusu.

Continue Reading

Danimarka

İki akraba Viking askeri bin yıl sonra yeniden bir arada

Published

on

By

Bin yıldır ayrı olan aynı aileye mensup iki Viking savaşçısının kalıntıları, DNA analizlerinin ardından akraba olmalarının anlaşılması üzerine Danimarka Ulusal Müzesi’nde yeniden bir araya geldi.

Vikinglerden biri, 11’inci yüzyılda 20’li yaşlarında İngiltere’de başından aldığı darbe nedeniyle hayatını kaybetti ve Oxford’da bir toplu mezara gömüldü. Diğeri ise 50’li yaşlarında Danimarka’da öldü, iskeletinde savaşlarda görev aldığını gösteren yara izleri vardı. Danimarka’da gömüldü.

Vikinglerin Avrupa’daki hareketlerinin gün yüzüne çıkarılması amacıyla Kuzey Denizi’nin iki yakasındaki arkeologlar tarafından 8’inci yüzyıldan 12’inci yüzyıla kadarki dönemi kapsayan DNA haritalandırması, iki savaşçının akrabalık bağını tesadüfen ortaya çıkardı.

Danimarka Ulusal Müzesi’nden arkeolog Jeanette Varberg, “Bu büyük bir keşif çünkü artık Avrupa’daki hareketlerini ve zamanı bir aile üzerinden takip edebilirsiniz.” diyor.

Varberg’in iki çalışma arkadaşı, Oxford’da sergilendiği müzeden yeni getirilen 20’li yaşlardaki gencin iskeletini bir araya getirmek için hayli zaman harcadı.

İngiltere’deki Oxfordshire Müzesi, 150 parça kemikten oluşan iskeleti, 3 yıl süreyle Danimarka müzesine ödünç vermişti.

Tarihçilere göre kökenleri Danimarkalı olan Vikingler, sekizinci yüzyılın sonlarından itibaren İskoçya ve İngiltere’yi işgal etti.

Üzerinde mutabık kalınan konu; iki Viking’den genç olanının bir baskınında öldürülmüş olabileceği. Ancak toplu mezarda bulunanların, 1002 yılında dönemin İngiltere Kralı II. Ethelred tarafından yayımlanan bir kraliyet kararnamesinin kurbanı olduklarına dair farklı bir teori de var.

Varberg’e göre Kral, İngiltere’deki tüm Danimarkalıların öldürülmesi talimatını vermişti.

İki Viking savaşçısının akraba olduğu teyit edilmiş olsa da aralarındaki yakınlık derecesinin net olarak belirlenmesi mümkün görünmüyor.

Kopenhag Üniversitesi’nden genetik bilimci Eske Willerslev, DNA testlerinin iki savaşçının üvey kardeş amca, yeğen, büyükbaba, torun veya yeğen olabilecekleri sonucuna vardıklarını aktardı.

Görevlilere göre birbiriyle bağlantılı iskeletlere rastlamak nadir görülen bir durum olsa da asillerin arasındaki yakınlık hemen anlaşılıyor.

Varberg, “Aynı dönemde mi yaşadıkları yoksa farklı zamanlarda mı yaşadıklarını kestirebilmek çok zor. Çünkü mezarda kesin tarih verebilecek hiçbir kanıt yok. 50 yıl ileri, 50 yıl geri olacak şekilde bir zaman aralığımız var.” şeklinde konuştu.

İskandinavyalı korsan ve ticaretle uğraşan bir toplum olarak bilinen Vikinglerin 8’inci yüzyıl ile 12. yüzyıl arasında Avrupa’nın kuzeybatısında birçok yeri ele geçirdikleri biliniyor. Denizcilik alanında oldukça ileri gittikleri belirtiliyor.

Haberin kaynağı için tıklayın.

Continue Reading

Çok Okunanlar

Copyright © İskandinavhaber