Connect with us

Sağlık

DSÖ: Hareketsiz kalmak kalp, şeker ve kanseri tetikleyebilir

Published

on

Fotoğraf: Jill Wellington, Pixabay

Koronavirüs pandemisi sebebiyle uygulanan karantinada insanların hareketsiz kalması birçok sağlık problemine yol açabilir. Dünya Sağlık Örgütü, koronavirüs salgını nedeniyle hareketliliğin azaldığı uyarısı yaparak yetişkinlerin haftada 2,5-5 saat, çocuk ve gençlerin günde bir saat fiziksel aktiviteye ihtiyacı bulunduğunu hatırlattı.

Deutsche Welle’de yer alan habere göre, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), evden çalışma uygulamasının yanı sıra sokağa çıkma kısıtlamaları, spor salonlarının kapatılması gibi önlemler nedeniyle insanların giderek daha da az hareket ettiği uyarısında bulundu.

Sağlıklı bir yetişkinin, temponun yoğunluğuna göre haftada en az iki buçuk ila beş saat hareket etmesi gerektiğine dikkat çeken DSÖ, çocuk ve gençlerin ise günde bir saat fiziksel aktiviteye ihtiyacı bulunduğunu belirtti. DSÖ verilerine göre yetişkinlerin yaklaşık yüzde 25’i ve gençlerin yüzde 80’i bu hedefe ulaşamıyor.

Kalp, şeker ve kansere karşı etkili

DSÖ Genel Sekreteri Tedros Adhanom Ghebreyesus, fiziksel aktivitenin kişinin sağlığı ve psikolojisi için belirleyici öneme sahip olduğunu vurgulayarak, fiziksel aktivitenin insan ömrünü yıllarca uzatabileceğini ve yaşam kalitesini artırmaya katkıda bulunacağını belirtti. Ghebreyesus, düzenli hareketin kalp hastalıkları, şeker hastalığı ve kanseri önlemede kilit rol oynadığını da kaydetti.

Düzenli hareketin depresyon ve korku hissini azaltmakta yardımcı olduğu, genel ruhsal durumu düzeltmesinin yanı sıra hafızayı da güçlendirdiği biliniyor.

DSÖ açıklamasında koronavirüs pandemisinin fiziksel aktiviteye yönelik etkileriyle ilgili henüz istatistiklerin bulunmadığı, ancak pek çok kişinin evde daha fazla süre geçirmek zorunda kalması nedeniyle günlük rutin hareketliliğin büyük ölçüde azaldığı belirtildi.

Hareketsizliğin maliyeti 45 milyar euro

Bu durumun son derece endişe verici olduğunu belirten DSÖ, hareketsizliğin sağlık sistemlerine maliyetinin 45 milyar euroyu bulduğuna ve dünya çapında yılda beş milyona varan sayıda ölümün fiziksel aktiviteyle önlenebileceğine işaret etti.

DSÖ’nün fiziksel aktiviteden sorumlu biriminin yöneticisi Fiona Bull da “Oturarak geçirdiğimiz vakti önemsememe eğilimindeyiz” diyerek günlük hareketi ölçen dijital uygulamalardan yararlanılmasını tavsiye etti.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sağlık

Pfizer-BioNTech’in 2. dozunun yan etkileri neler?

Published

on

By

Covid-19’a karşı üretilen Pfizer-Biontech aşısının özellikle ikinci dozunu yaptıranlar yan etkilerden şikayet ediyor.

Türkiye’de Sinovac aşısından sonra gittikçe yaygınlaşan ve halk tarafından tercih edilen BioNTech aşısının yan etkileriyle ilgili yapılan araştırmalar, ikinci dozdan sonra dile getirilen şikayetleri doğruluyor.

Pfizer-BioNTech aşısını yaptıran kişiler özellikle ikinci dozdan sonra yüksek ateş, halsizlik, baş ve kas ağrısı, mide bulantısı ve titreme gibi şikayetlerde bulunuyor.

ABD’de Gıda ve İlaç Dairesi’nin (FDA) yaptığı bir araştırmaya göre Moderna da dahil olmak üzere mRNA teknolojisi kullanan aşıların ikinci dozunu alanların en az 3’te 2’si yorgunluk, halsizlik ve kas ağrısı gibi konulardan şikayet ediyor.

Yan etkiler bununla da sınırlı değil. Mesela İsrail’de BioNTech aşısının ikinci dozunu olan çoğunluğu erkek 30 yaşın altında olan 62 kişide kalp kası enfeksiyonu (miyorkardit) görüldü.

CDA: Tüm yan etkiler vücudun antikor ürettiğinin bir kanıtı

ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri (CDC), mRNA aşılarının yan etkilerinin kol üzerinde ağrı, kızarıklık, şişme olarak görüldüğünü ve bu kişilerde yorgunluk, kas-baş ağrısı, titreme, ateş ve mide bulantısına sebep olabileceğini belirtiyor.

CDA, söz konusu yan etkilerin 1-2 gün içinde ortaya çıkabileceğini ve tüm bunların vücudun bağışıklık sisteminin harekete geçtiğinin bir kanıtı olduğunu ifade ediyor.

CDA, sitesinde BioNTech veya Moderna gibi Covid-19’a karşı mRNA teknolojisini kullanan aşılardan yaptıranların, ikinci dozda da aynı markaları tercih etmesi gerektiğini belirtiyor.

Ankara Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İsmail Balık’a göre de BioNTech aşısında yan etkiler kendini daha fazla gösteriyor.

Prof. Dr. Balık, “Bu yan etkiler aşı yerinde ağrı, şişlik, ateş, vücut kırgınlığı gibi belirtiler BioNTech aşısında daha fazla görülüyor ama bunların hiçbiri risk oluşturmuyor, kişiyi ağır hastalık geçirme ve ölüm riskinden koruyor. İnaktif olan Sinovac aşısında ise bu tip yan etkiler ya olmuyor ya daha az gözüküyor.” diyor.

mRNA tekniği nasıl çalışıyor, yan etki sebepleri nedir?

Bazı bilim insanları ciddi yan etkilerden kaçınmak için birinci ve ikinci doz aşılarda farklı markaların kullanılmasının yararlı olacağını savunuyor.

BioNTech veya Moderna gibi firmaların ürettiği mRNA aşıları, insan vücudundaki hücrelerde Covid-19 virüsünde yer alan proteine benzer proteinlerin üretilmesini sağlıyor. Bu sayede vücudun bağışıklık sistemi virüsü tanımlıyor ve ona karşı antikor üretiyor.

Aşı olanların vücutları ilk doz sonrası “aşıdaki virüs RNA’sına” tepki veriyor. Yan etkiler, vücudun iltihaplanmaya gösterdiği tepki de denilebilir. İkinci doz sonrası ise vücudun bağışıklık sistemi etkisini artırmak için, virüse karşı daha fazla tepki gösteriyor.

Haberin kaynağı için tıklayın.

Continue Reading

Sağlık

Stockholm merkezli AB kurumu: Ağustos başına kadar vakalar artacak

Published

on

By

İllüstrasyon: Inactive_account_ID_249, Pixabay

Merkezi Stockholm’de bulunan Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC), salgının seyri ile ilgili hesaplamalara dayanan tahminlerini açıkladı. ECDC, Ağustos ayının başına kadar yeni vaka sayılarının beş kat artacağını tahmin etti. Vaka sayılarının artışına ise bulaşıcılığı yüksek Delta varyantının etkili olduğu belirtildi.

AB’nin hastalıklarla mücadele kurumu ECDC’nin tahminleri, Avrupa Birliği ülkeleri ile AB üyesi olmayan Norveç, İzlanda ve Lihtenştayn’ı kapsıyor. ECDC, bu bölgelerde 1 Ağustos’tan itibaren yedi günlük insidans oranının 100 bin kişi de 420 yeni vaka olacağını tahmin ediyor. Söz konusu bölgelerde geçen haftaki insidans oranı ise ortalama 90’dı.

Öte yandan kurum, hastanede tedavi görmeye ihtiyaç duyacak korona vakaları ve can kayıplarının ise devam eden aşı kampanyası nedeniyle daha az artacağını tahmin ediyor. ECDC, gözlemlediği 30 ülkenin üçte ikisinde vaka sayılarında artış eğiliminin başladığına ve yeni vakaların da çoğunlukla 15 ila 24 yaşlarında olduğuna dikkat çekti.

Delta varyantı ne kadar bulaşıcı?

Alman Daimî Aşı Komisyonu’nun (Stiko) açıklamasına göre Delta varyantı (B.1.617.2) Mart 2021’den beri yeni vakalarda baskın olan Alfa (B.1.1.7) varyantına göre daha bulaşıcı. İngiliz bilim insanları da Delta’nın Alfa’dan yüzde 60 daha bulaşıcı olduğunu ifade ediyor.

Dünya genelinde hızla yayılan koronavirüsün Delta varyantı Almanya’da da baskın varyant haline geldi. Vakaların yarıdan fazlasının kaynağı Delta. Delta’nın görüldüğü Türkiye’de de vaka sayıları yeniden artış eğiliminde.

Haberin kaynağı için tıklayın.

Continue Reading

Avrupa

Avrupa koronavirüs tedbirlerini yeniden artırıyor

Published

on

By

İllüstrasyon: Inactive_account_ID_249, Pixabay

Koronavirüsün Delta varyantı, Avrupa’nın bazı ülkelerinde hızla yayılmaya devam ediyor. Bir süre önce vaka sayılarının düşmesi ile kaldırılan bazı tedbirler yeniden uygulanmaya başlanıyor.

Avrupa’nın pek çok ülkesinde ve bazı bölgelerinde Delta varyantı nedeniyle koronavirüs önlemleri yeniden sertleştiriliyor. Hollanda’da bu bağlamda diskotek ve gece kulüpleri tekrar kapatılırken, restoranlar geceyarısına kadar açık kalabilecek. Hollanda Başbakanı Mark Rutte, söz konusu önlemlerin 13 Ağustos’a kadar geçerli olacağını açıkladı. Ülkede vaka sayıları son bir hafta içinde yedi kat artmıştı.

İspanya’nın Katalonya bölgesinde de sosyal hayata kısıtlamalar getirildi. Gece kulüpleri kapatılırken, açık alanda 500’den fazla kişinin olduğu herhangi bir etkinliğe katılanlardan tamamen aşılandığına dair bir belge ya da güncel negatif test sonucu istenecek. Katalonya son dönemde İspanya’da koronavirüs vakalarının en hızlı arttığı bölge olmuştu. Ancak şu an vaka sayıları ülkenin tamamında yükseliyor.

Bu sebepten dolayı da Alman hükümeti İspanya’yı pazar gününden itibaren geçerli olmak üzere yeniden “risk bölgesi” listesine dahil etti.

Federal Hükümetin Turizm Sorumlusu Thomas Bareiß, Augsburger Allgemeine gazetesine verdiği röportajda, İspanya’nın riskli bölgeler kategorisine alınması ile ilgili olarak, “Bu, seyahatlerin güvenli bir biçimde yapılmaya devam edilmesi için makul bir karar” dedi. Bareiß ayrıca, bu kararla birlikte uygulamada değişen tek şeyin, Almanya’ya dönüşlerde negatif test sonucu bulundurma şartı olduğunu ifade etti.

Haberin tamamı için tıklayın.

Continue Reading

Çok Okunanlar

Copyright © İskandinavhaber