Connect with us

Sağlık

DSÖ: Avrupalı gençlerin akıl sağlığı kötüye gidiyor

Published

on

Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) raporuna göre Avrupalı gençlerde zihinsel sağlık problemleri artış gösterdi. Örgütün Avrupa Ofisi tarafından yayınlanan araştırmada her dört gençten birinin haftada en az bir kez uyku problemi yaşadığı ve sinirli hissettiği rapor edildi.

Araştırmaya göre 2014-2018 yılları arasında gençlerde tespit edilen zihinsel sağlık problemleri çoğaldı. 11, 13 ve 15 yaşlarındaki 227 bin öğrenci incelenerek ulaşılan bilgiler ışığında konuşan DSÖ Avrupa Ofisi Başkanı Hans Henri P. Kluge, “Bu soruna verdiğimiz yanıt birçok jenerasyon boyunca yankı bulacak.” dedi.

Kız çocukları daha problemli

Euronews’te yer alan habere göre, 44 ülkeyi kapsayan “Okul Yaşındaki Çocuklarda Sağlık Hareketleri (HBSC)” isimli çalışma, kız çocuklarının zihinsel sağlıklarında, büyüdükçe erkek çocuklarına göre daha yüksek oranda sorun ortaya çıktığını gösterdi.

HBSC’ye göre incelenen ülkelerin üçte birinde çocukların ev ödevlerinden duyduğu stres arttı. Ülkelerin çoğunda çocuklar büyüdükçe okul tecrübeleri kötüye gitti. Raporda teknoloji kullanımının artmasının da çocukların psikolojisini bozan etkenlerden olduğu ifade edildi.

HBSC, her 10 çocuktan birinin, iki ayda en az bir kez, sanal ezilmeye maruz kaldığını kaydetti. Kızların ise erkeklerden daha çok sanal ezilme gördüğü raporda yer aldı. Doktor Kluge bulguları, “Hepimiz için endişe verici bir durum” şeklinde değerlendirdi.

Ekonomik farklar çocukların psikolojisine yansıyor

Araştırma, aileler arasındaki ekonomik farkların çocukların zihinsel durumunu etkilediğini de gösterdi. Buna göre fakir ailelerden gelen çocuklar, varlıklı ailelerden gelenlere göre daha çok zihinsel sağlık sorunu yaşıyor.

DSÖ Avrupa raporunda, ülkeleri çocukların zihinsel sağlıklarını iyileştirme amacı ile daha çok yatırım yapmaya çağırdı. Birçok ülkenin çocukların zihinsel sağlığı politikası olmadığını da vurguladı.

Öte yandan 2014 yılına göre gençlerde görülen obezite de arttı. DSÖ, her beş çocuktan birinin obez olduğunu kaydetti.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sağlık

Covid-19 sebebiyle kaybedilen koku duyusu geri gelebilir mi?

Published

on

By

Foto: Engin Akyurt, Pixabay

Covid-19’un en önemli belirtilerinden koku alma hissinin kaybedilmesi, hastalığın geçmesine rağmen, bazı insanlarda aylarca sürerken bazılarıda da geri gelmiyor.

İlk başta hiçbir şeyin farkında değildi. Ancak birkaç gün geçtikten sonra, Anne-Sophie Leurquin bir şeylerin eksik olduğu duygusuna kapıldı. Sabahları içtiği kahvenin, lavanta ve gül esanslı sabununun kokusunu alamadığı gibi buzdolabının üzerindeki fesleğen de tazeliğini yitirmiş gibiydi. Geriye kalan, sadece donuk bir hissizlik duygusuydu.

Luerguin, geçen yıl Ekim ayında Covid-19 testi pozitif çıktıktan sonra, kendi deyimiyle, sonsuz bir yorgunluk hissetti. Ve birdenbire koku alma yetisini kaybetti. Tümüyle. Hastalığının üzerinden altı ay geçmiş olsa da Belçikalı kadın, yaşadığı duyguyu “Bazen depresyon gibi bir şey yaşadığımı düşünüyorum” diye özetliyor DW’ye. Bir süre sonra bazı kokuları almaya başlasa da eskisi gibi alamadığını farketti Luerguin. Yaşadığı şeyin teknik olarak karşılığı, kokuları doğru bir şekilde tespit edememe olan parozmi.

Parfüm değil bebek bezi kokusu

Kısa süre içinde Luerguin, çevresindeki tüm kokulu şeylerden kurtulmak zorunda kaldı. Sadece birkaç ay önce sevdiği kokular şimdi ona tuhaf geliyordu. Hayatından çıkarmak zorunda olduğu kokular listesine, erkek arkadaşının parfümü, kırmızı ruju, kokulu mumları, hatta kendi parfümü eklendi. Bir zamanlar çekici ve davetkâr gelen kokular artık, kendi deyimiyle, “bebek bezi gibi” kokmaya başlamıştı. Öyle ki en sevdiği gül kokulu parfümünü kokladıktan sonra bile şöyle bir yorum yapıyordu Luerguin: “Fena değil ama yine de kullanılmış bir bebek bezi gibi.”

Yapılan çalışmalar Covid-19 geçirenlerin ne kadarında bu semptomun göründüğüne ilişkin kesin bir tablo ortaya koymasa da koku kaybının hastalığın en yaygın semptomları arasında olduğu biliniyor. Henüz araştırmacılar bu bozukluğun nedenini saptayabilmiş değiller. Luerguin’i tedavi eden Brüksel’deki Saint-Luc Üniversitesi Hastanesi’nden Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Caroline Huart, virüsün Luerguin’in burnundaki koku alma nöronlarını çevreleyen hücreleri etkilemiş olabileceği görüşünde. Dr. Huart’ın ikinci tahmini ise virüsün burun ve beyin arasındaki aracı olan koku alma ampulüne doğrudan nüfuz edebilmek için “koku alma nöronlarına doğrudan saldırmış olabileceği”.

Anılardan kopmak

Beş yıl önce düşüp başının arkasına vurduktan sonra koku alma duyusunu tamamen kaybeden Jean-Michel Maillard, Anne-Sophie Leurquin ve onun gibilerin ne yaşadığını anlıyor. Maillard’ın yaşadığı şeyin literatürdeki karşılığı, koku kaybının tümüyle yitirilmesi olarak bilinen anozmi ve kokuları farklı algılayan Leurquin’e göre durumu biraz daha farklı. En çok özlediği kokuların oğullarının ve karısının kokuları olduğunu söyleyen Maillard, bu kokuları “Yaşıyormuş gibi hissettiren tüm kokular” diye tarif ediyor.

Koku hissini kaybetmesi bazı hatıralarla olan ilişkisini de etkilemiş: Okulu bittikten sonra yanına gittiği büyükannesinin çamaşır odasının kokusu ya da babasıyla ilgili hatıraları… Maillard, tüm bu hatıraların “kopuk” geldiğini söylüyor. Eskiden tutkulu bir aşçı olan Maillard, koku alma yetisini kaybetmesine rağmen, mesleğini bir kenara atmaya da gönüllü değil. Koku hücreleri tat alma duyusunu da belirlediğinden, Maillard’ın yaptığı yemeklerin tadı bugünlerde kendine “hafif” geliyor. Tatlı ve ekşi tatları daha iyi algılayan Maillard, Normandiya’daki evinin mutfağını bol bol şekerle doldurduğunu anlatıyor.

Önce öfke sonra üzüntü

Kazanın ardından Maillard, her şeyden önce kızgındı; çünkü kimse ona yardım edemiyordu. Doktor doktor gezdikten sonra, öfkesi sonunda üzüntüye ardından bir fikre dönüştü. Tıpkı kendisi gibi koku alma duyusunu yitirmiş Fransızlara (nüfusun yüzde 5’i) bir umut ışığı sunan araştırmacılara rastladı: Koku eğitimi.

Maillard, yöntemi denemeye karar verip burnunu eğitmeye başladı: Ya da gerçekten eğitti: Kahve çekirdekleri, güller, limonlar ve okaliptüs ile. Bir süre sonra artık sabah kahvesini içerken yeniden ufak tefek koku notalarını algılayabilir hale geldi. Ancak bu eğitimle bile sağlıklı bir insanların koklayabildiğinden çok daha azını koklayabildiğini anlayabildiğini farketti. Çünkü kaza nedeniyle koku alma duyusu daha iyi sonuçlar veremeyecek kadar hasar görmüştü.

Yine de bunlar Maillard’ı durdurmadı. Olumsuzlara rağmen, üç buçuk yıl önce anosmie.org adlı organizasyonunu kurdu. Burada, hem kendiyle aynı durumda olanlara, hem de koku duygusunun ne kadar önemli ve güzel olduğunu keşfetmeleri için koku duyusuna sahip insanlara yardımcı oluyor. Maillard, “Çoğu insan kaybedene kadar keşfetmez” diyor. Ancak anozmiyi sadece hoş kokuları alamamak olarak adlandırmak doğru olmaz. Koku duygusunun olmaması sebebiyle, anozmiden muzdarip kişiler, kendi vücut kokusunu veya duman gibi tehlikeye işaret eden kokuları da algılamazlar.

Burnu eğitmek

Maillard, salgının yakında sona ereceğini umut etse de Covid-19 salgınından sonra, kendisi ve diğerleri için bir nimet olarak gördüğü koku ve tat alma konusuna ilgi gösterilmesinden memnun.

Geçmişte hiç kimsenin bu konuyla gerçekten ilgilenmediğini, hatta ciddiye almadığını söyleyen Maillard, son bir yıldır her gece ve hafta sonu bilgisayarının başında Covid-19 sebebiyle koku alma duyusunu kaybeden insanlar üzerine çalışıyor. Onları, koku eğitimine bir şans vermeleri için motive etmeye çalışıyor.

Anne-Sophie Leurquin ise doktoruyla birlikte koku eğitimine devam ediyor. Gözler kapalı halde, günde iki kez koku koklayarak burnu eğitmeyi amaçlayan bu yöntem üzerine yapılan araştırmalar, insanların birkaç ay içinde olumlu sonuçlar aldığını gösterdiğini söylüyor. Leurquin beyni, gülün bir lağım ya da bebek bezi gibi değil de gül gibi koktuğunu yeniden öğrenmek zorunda. Doktoru Huart’e göre konsantre olmak çok önemli, çünkü beynin koku hafızasını fiilen harekete geçirmesi gerek.

Bir diğer umut da koku alma hücrelerin kendilerini yenilemesini beklemek. Leurquin, bir daha asla koklayamayacağından korkuyor. Ancak en azından bir miktar da olsa iyileşme şansı olması, umut etmesine engel değil.

Haberin tamamı için tıklayın.

Continue Reading

Avrupa

AB vatandaşlarının dörtte biri ilk doz aşıyı oldu

Published

on

By

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen Avrupa ülkelerinde şimdiye kadar 150 milyon kişinin aşılandığını söyledi. Von der Leyen böylece tüm Avrupalıların dörtte birinin ilk doz aşıyı olduğunu kaydetti.

Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen Avrupa ülkelerinde 150 milyon kişinin aşılandığını söyledi.

Twitter hesabı üzerinden bir açıklama yapan Von der Leyen “Aşılama Avrupa Birliği genelinde hız kazanıyor: 150 milyon aşıyı aştık. Tüm Avrupalıların dörtte biri ilk dozu oldu. Temmuz’da Avrupa Birliği’ndeki yetişkinlerin yüzde 70’ini aşılamaya yetecek kadar doza sahip olacağız” ifadelerini kullandı.

Avrupa Birliği’ni oluşturan 27 ülkede yaklaşık 450 milyon insan yaşıyor. Yetişkinlerin yüzde 70’i, AB Komisyonu’nun verilerine göre yaklaşık 266 milyon insan ediyor.

Haberin kaynağı için tıklayın.

Continue Reading

Sağlık

DSÖ: Son 2 haftadaki vaka sayısı, pandeminin ilk 6 ayından daha fazla

Published

on

By

İllüstrasyon: Inactive_account_ID_249, Pixabay

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, dünya genelinde son 2 haftada salgının ilk 6 ayına kıyasla daha fazla Covid-19 vakası tespit edildiğini bildirdi.

DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus düzenlediği basın toplantısında, dünya genelinde son 2 haftada salgının ilk 6 ayına kıyasla daha fazla covid-19 vakası tespit edildiğini söyledi.

Hindistan ve Brezilya’daki vakaların geçen hafta tespit edilen covid-19 vakalarının yarısından fazlasını oluşturduğunu kaydeden Ghebreyesus, “Ancak dünyanın her yerinde çok hassas bir durumla karşı karşıya olan birçok başka ülke var” ifadelerini kullandı.

Hindistan’da son 24 saatte 209 bin 468 yeni vaka tespit edilirken, bin 626 kişi virüs nedeniyle hayatını kaybetti. Brezilya’da ise son 24 saatte 28 bin 935 yeni vaka tespit edilirken, bin 210 kişi Kovid-19 nedeniyle hayatını kaybetti.

Hindistan ve Brezilya’da olanların herhangi bir ülkede de olabileceğini belirten Ghebreyesus, “DSÖ’nün Kovid-19 salgınının başlangıcından beri talep ettiği önlemleri almadıkça Hindistan ve Brezilya’da olanlar başka yerlerde olabilir” dedi.

Ghebreyesus, DSÖ’nün Hindistan’a oksijen, laboratuvar malzemeleri ve mobil hastaneler dahil olmak üzere kritik ekipman ve malzemeleri sağladığını duyurdu.

Haberin kaynağı için tıklayın.

Continue Reading

Çok Okunanlar

Copyright © İskandinavhaber