Connect with us

Toplum & Aile

Çocuk yetiştirmede en ideal ülkeler açıklandı, İskandinav ülkeleri ilk sıralarda

Published

on

Dünya genelinde 35 ülkede, “iyi bir aile hayatı yaşamak ve çocuk yetiştirmek için en ideal ülkeler hangileridir” sorusu araştırıldı. İlk sıralarda, İzlanda, Norveç, İsveç, Finlandiya, Lüksemburg, Danimarka gibi ülkeler yer aldı. Türkiye, Meksika, ABD, Şili, Bulgaristan gibi ülkeler de son sıralarda yer aldı.

Bir araştırma sitesi olan Asher & Lyric 35 ülkeyi farklı perspektiflerden inceledi. Güvenlik, ekonomi, eğitim, mutluluk, sağlık ve ebeveynlerin çocuklarıya geçirdikleri zaman bakımından incelenen şartlar sonucunda aile hayatı konusunda en iyi ülkeler belirlendi.

35 ülkenin incelenmesiyle oluşturulan listede Türkiye son sıralarda yer aldı. İşte aile hayatı ve çocuk yetiştirmek için en ideal ülkeler sıralaması:

  1. İzlanda
  2. Norveç
  3. İsveç
  4. Finlandiya
  5. Lüksemburg
  6. Danimarka
  7. Almanya
  8. Avusturya
  9. Belçika
  10. Çek Cumhuriyeti
  11. Hollanda
  12. Portekiz
  13. Fransa
  14. Avustralya
  15. Slovenya
  16. İrlanda
  17. ispanya
  18. Yeni Zelanda
  19. Kanada
  20. Polonya
  21. Macaristan
  22. İsviçre
  23. Birleşik Krallık
  24. İtalya
  25. Japonya
  26. İsrail
  27. Slovak cumhuriyeti
  28. Kore
  29. Yunanistan
  30. Romanya
  31. Bulgaristan
  32. Türkiye
  33. Şili
  34. Amerika Birleşik Devletleri
  35. Meksika

İsveç

İsveç Dışişleri Bakanı: Türkiye ne yazık ki İstanbul Sözleşmesi’nden çekiliyor

Published

on

By

İsveç Dışişleri Bakanı Ann Linde, Türkiye hükûmetinin kadına şiddeti engellemek için yasal güvence sağlayan İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesine dair sosyal medya hesabından açıklamada bulundu.

Ann Linde, “Ne yazık ki Türkiye, kadına yönelik şiddeti, önleme, koruma ve kovuşturma amacıyla yasal olarak bağlayıcı araçlarla ele alan İstanbul Sözleşmesi’nden çekiliyor. İsveç, sözleşmenin uygulanması için çalışmaya devam edecektir.”

İstanbul Sözleşmesi’nin ilk imzacısı olan Türkiye, 1 Temmuz (dün) itibarıyla sözleşmeden çekildi.

İstanbul Sözleşmesi hakkında bilgi sahibi olmak için tıklayın.

Continue Reading

İsveç

İsveç’te 5 haftada 6 kadın öldürüldü, hükûmet tedbirleri artırıyor

Published

on

By

Kadına yönelik şiddet dünyanın birçok yerinde olduğu gibi İsveç’te de var. Elbette az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelere nazaran bu oran çok düşük olsa da, İsveçli yetkililer kadına yönelik şiddeti sıfıra indirmek için harekete geçti.

İsveç’te son 5 hafta içinde 6 kadın cinayeti gerçekleşti ve genelde cinsiyet eşitliği alanında övgü alan ülkede, “aile içi şiddet tartışması” yeniden alevlendi.

BBC’de yer alan habere göre, cinayet kurbanları 3 farklı bölgede 3 farklı kuşaktan kadınlar, ancak hepsindeki ortak unsur, yakın ilişkide oldukları bir erkeğin tutuklanmış olması.

Cinayetlerin ikisi gündüz vakti, sokak ortasında işlendi. Biri, ülkenin güneyindeki kırsal kesimde yer alan bir kasabanın merkezinde, diğeri ise başkent Stockholm’un güneyindeki üniversite kenti Linkoping’de, bir otobüs garajında.

Stockholm’ün dar gelirlerin yaşadığı, yüksek katlı binalarla dolu dış mahallesi Flemingsberg’te bir kadın, 4 küçük çocuğuyla birlikte yaşadığı apartman dairesinde bıçaklandı. Cinayet şüphesiyle tutuklanan erkeğin, iyi tanıdığı biri olduğu belirtiliyor.

‘Çok da güvende değilim’

18 yaşındaki kızı Emma-Louise ile birlikte Flemingsberg’te alışveriş yapan 51 yaşındaki Kristian Jansson, “Bence bu daha çok yüzeye çıkartılmalı, kadına yönelik bu şiddet, çünkü normal değil” diyor.

Genç kız ise, son cinayetlerin tek başına nadiren dışarı çıktığı bölgedeki kadınların güvenliği konusundaki kaygıları daha da artırdığını vurguluyor. “Öyle çok da güvende değilim. Çünkü burada cinayet işleyebilecek çok sayıda insan var” diyor.

Son kadın cinayetleri dalgası, dünyanın en güvenli ve en yüksek düzeyli cinsiyet eşitliğine sahip ülkelerinden biri olma şöhretine sahip İsveç’te kadına yönelik şiddetle ilgili kaygıların arttığı bir dönemde işlendi.

2020’de kadınların yakın ilişkide oldukları birinden şiddet gördüğü 16 bin 461 saldırı vakası bildirildi. Bu, Ulusal Suç Önleme Konseyi’nin verilerine göre bu 14 bin 261 vakanın bildirildiği 2019’a kıyasla yüzde 15,4’lük bir artış anlamına geliyor.

‘Feminist hükümet’

İsveç Cinsiyet Eşitliği Bakanı Marta Stenevi son şiddet olaylarından dolayı “dehşete düştüğünü ve üzüldüğünü” ancak olanlara şaşırmadığını söylüyor.

Stenevi “İsveç’te cinsiyet eşitliğinde birçok aşıdan önemli bir mesafe kat ettik ama hala kadınları baskılayan toplumsal yapılarla birlikte yaşıyoruz” diyor.

Bakan, siyasi yelpazedeki tüm politikacıların kınamaları ve daha sert önlemler alınmasını istemesinin ardından, partiler arası görüşmeler başlattı.

Kendisini “feminist hükümet” diye tanımlayan yönetim, eğitimi geliştirmek ve tehdit altındaki kadınlara daha fazla koruma ve destek vermeyi içeren 10 yıllık ulusal stratejide yarıya geldi.

Ay sonunda yeni bir kriz komisyonu, planlarda bir güncelleme sunacak. Güncellemede daha uzun hapis cezaları ve elektronik kelepçe ile uzaklaştırma emirleri kullanımının artışının da yer alması bekleniyor.

Bazı partilerin umduğu kadar kapsamlı olmasa da, önerilere parlamentoda karşı çıkılması düşük ihtimal.

Polis de kadına karşı şiddete yeniden odaklanılmasından memnun. Emniyet Genel Müdürü Anders Thonberg kadına yönelik şiddetteki artışı “daha çok şey yapılması gereken büyük bir sorun” diye tanımlıyor. Thonberg memurlarının kadın ve çocuklara yönelik saldırılara öncelik verdiğini ve bu tür suçlarla mücadele için 350 ek personelin alındığını belirtiyor.

Ancak Thonberg, cezaların sadece bir “başlama noktası” olduğu görüşünde. Sağlık ve sosyal hizmetler gibi farklı makamlar arasında daha çok işbirliği ve genel olarak toplumda konunun daha ciddiye alınması çağrısı yapıyor.

Ulusal Kadın Sığınakları Örgütü Roks’un Başkanı Jenny Westerstrand, toplumda son yıllarda kamuoyunda kadına yönelik şiddete karşı oluşan bıkkınlık sorununun çözülmesi gerektiğine katılıyor.

Westerstrand, “İsveç’te birçok kişi, şiddetten bahsetmekten biraz yorgun düştü. Çünkü hep gündemde ve düzgün bir şekilde ele alınmadı” diyor.

Ancak, siyasetçilerin ve kamuoyunun son cinayetlere gösterdiği tepkinin bir dönüm noktası olma ihtimalinden umutlu.

Westerstrand, “Şu ana dek sadece laf duyduk ancak bence konuşmalar da geçmiştekilere kıyasla daha güçlü” diye konuşuyor.

‘İthal değerler’

Büyük bir siyasi tartışma noktası, son şiddet olaylarının İsveç’e yönelik son göç dalgasıyla bağlantılı olup olmadığı. İsveç polisi şüphelileri etnik kökenlerine göre sınıflandırmıyor ancak savcılar yargılanan bazı erkeklerin kökenlerinin İsveçli olmadığını söylüyor ve bu durum göç karşıtı siyasi partiler tarafından cephane olarak kullanılıyor.

Geçen hafta televizyonda yayımlanan bir parti liderleri tartışmasında, milliyetçi İsveç Demokratları Partisi’nin lideri Jimmie Akesson, kadına karşı şiddete onay veren “ithal değerlere” karşı çıkılması çağrısı yaptı.

Cinsiyet Eşitliği Bakanı Marta Stenevi ise İsveç’in “namus suçları” sorunu olduğunu kabul ediyor ancak kadınlara yönelik şiddeti bir “göçmen sorunu” diye nitelemenin sorunu “gerçekten, gerçekten küçümsemek” olduğunu vurguluyor.

Pandemi rol oynadı mı ?

Roks’tan Jenny Westerstrand son şiddet olaylarının en azından bir kısmının pandemiyle bağlantılı olabileceğini belirtiyor.

İsveç resmen kapanmalardan kaçındı ancak Westerstrand’a göre koronavirüsün yayılması kadınların evlerde daha çok zaman geçirmesine yol açtı:

“Toplum açık olduğunda isteyecekleri kadar yardım istemiyorlar. Yani ilişkilerine devam ediyor olabilirler ve böylece de işler kötüleşmiş olabilir”

İsveç çam ormanlarının, dolup taşan, beton alışveriş merkezleriyle buluştuğu Fleminsberg’te ise görüşler birbirinden çok farklı.

Adının açıklanmasını istemeyen 25 yaşındaki bir kadın, “Burada yaşayanlar, İsveç yasalarını kabul etmek istemiyor” diyor.

Ancak 28 yaşındaki Sandra Engzell gibi bazıları da, göçmenlerin çok daha geniş kapsamlı bir sorunun günah keçileri ilan edildiği görüşünde:

“Ben meselenin nereden geldiğiniz olduğunu düşünmüyorum. Bir kadın, kendisine vuran bir erkekleyken güvende değildir. İster Afrikalı, ister İsveçli olsun. İsterse dünyanın başka bir bölgesinden gelsin.”

Continue Reading

Toplum & Aile

Kadın siyasetçilerden kadınlar için çağrı: Covid-19 kadınların sağlığını, ekonomik ve bedensel güvenliğini her yerde tehdit ediyor

Published

on

By

Ursula von der Leyen - Kamala Harris - Jacinda Ardern

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ise kadınların erkeklerle “aynı ücret, kabul edilebilirlik ve üst düzey mevki” için çok daha fazla çalışmak zorunda olduğunu belirtti. “Avrupa’nın artık kadınlar ve erkekler açısından fırsat eşitliği sunan bir kıta olmasını istiyorum” diyen von der Leyen, Avrupa’nın henüz bu seviyede olmadığını vurguladı. Bu amaç doğrultusunda çalışmalarını sürdüreceğini belirten von der Leyen istihdam ve ücret konusunda cinsiyete dayalı farklılığı gidermek için AB Komisyonu tarafından hazırlanan yasa tasarısını örnek gösterdi. AB Komisyonu, şirketlerin kadınlar ve erkekler arasındaki ücret farkını açıklamakla yükümlü kılınmasını istiyor.

AB Raporu: Kadına yönelik şiddet arttı

AB Komisyonu tarafından hazırlanan bir rapora göre, koronavirüs pandemisi cinsiyet eşitliği konusunda kadınlar açısından yıkıcı sonuçlar doğuruyor. 17 AB ülkesindeki durumun incelendiği rapora göre, “Avrupa’da ve diğer yerlerde pandemi kadınlar ile erkekler arasındaki eşitsizliği derinleştirirken, geçen yıllarda zorlu mücadeleler sonucu elde edilen kazanımları da yok etti.”

Dünyanın önde gelen üç kadın siyasetçisi Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkan Yardımcısı Kamala Harris ve Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern, Avrupa Parlamentosu’nda 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle dijital olarak düzenlenen bir toplantıda koronavirüs pandemisinin kadın hakları açısından olumsuz sonuçlarına karşı uyarıda bulundu.

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, kadınların pandemi boyunca gösterdikleri performansı överken, Harris ve Ardern, toplantı için gönderdikleri görüntülü mesajlarında kadınların pandeminin sonuçlarından erkeklere göre daha olumsuz etkilendiğine dikkat çekti.

ABD’nin ilk kadın ve ilk siyah başkan yardımcısı olan Kamala Harris mesajında, “Dünyada işler kadınlar için ne yazık ki olması gerektiği gibi yürümüyor” dedi. Koronavirüs krizinin bu gerçeği daha da gün yüzüne çıkardığını ifade eden Harris, “Covid-19 kadınların sağlığını, ekonomik ve bedensel güvenliğini her yerde tehdit ediyor” diye konuştu.

Artan ev içi şiddete “gölge pandemi” benzetmesi

Dünya genelinde sağlık çalışanlarının çoğunun kadın olduğunu belirten Yeni Zelanda Başbakanı Ardern de kadınların Covid-19 mücadelesinde “en ön saflarda” yer aldığını söyledi. Kadınların aynı zamanda pandemi döneminde “şiddet kurbanı” olduğunu ifade eden Yeni Zelanda Başbakanı Ardern, ev içi şiddet konusunda bir “gölge pandemi” yaşandığına dikkat çekti.

Haberin kaynağı için tıklayın.

Continue Reading

Çok Okunanlar

Copyright © İskandinavhaber