Connect with us

Sağlık

BioNTech aşısı 12-15 yaş arası çocuklarda yüzde 100 etkili

Published

on

Foto: Angelo Esslinger, Pixabay

Alman biyoteknoloji firması BioNTech ile Amerikan ilaç şirketi Pfizer’in ortak geliştirdikleri yeni tip koronavirüs aşısının 12-15 yaş arası çocuklarda, enfeksiyonu önlemede yüzde 100 başarı gösterdiği bildirildi.

Alman BioNTech şirketi ile Amerikan partneri Pfizer’in geliştirdiği yeni tip koronavirüs aşısının, faz 3 araştırmaları kapsamında 12-15 yaş arasındaki çocuklarda beklentilerin de üzerinde başarı sergileyerek, aşının yüzde 100 etki gösterdiği ve güçlü antikor sonuçları verdiği açıklandı. Her iki şirketin kendi verilerine göre, bu başarının yanı sıra, yan etki konusunda da sonucun çok başarılı olduğu duyuruldu. BioNTech şirketinin kurucusu ve ortaklarından Prof.Dr. Uğur Şahin, sonuçların çok cesaret verici olduğunu söyledi.

Aşının gençlere yönelik kullanımı için, söz konusu araştırmanın sonuçlarının önümüzdeki günlerde Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) ile Avrupa İlaç Ajansı’na (EMA) verileceği de bildirildi. ABD ve AB’de şimdiye kadar tescillenen aşılardan sadece BioNTech/Pfızer aşısı 16 yaş ve üzeri için kullanılabiliyordu. Diğerleri 18 yaş üzeri yetişkinlerde uygulanıyor.

Ürettiği aşıları kendi ülkesinde uygulamaya öncelik veren ve ihraç etmeyen ABD aşılamada hızlı yol alan ülkeler arasında bulunuyor. AB ülkeleri ise aşı sağlama ve dağıtımında yaşanan sıkıntı nedeniyle hala riskli ve hassas grupları aşılamada bile yol alabilmiş değil. Bu soruna, son günlerde özellikle 60 yaş altı kadınlarda beyin damarlarında tromboza yol açtığı şüphesiyle uygulamasına ara verilen AstraZeneca aşısı sıkıntısı da eklendi. Almanya’da da hükümetin aşı stratejisini belirleyen kuruluşlardan olan Sürekli Aşı Komisyonu’nun tavsiyesi üzerine AstraZeneca aşısının sadece 60 yaş üstü kişilere uygulanması kararı alınmış, buna rağmen bu aşıyı yaptırmak isteyenlerin, oluşacak riski bireysel göze alma taahhüdü ile yaptırabilecekleri açıklanmıştı.

BioNTech aşısı altı ay ile 11 yaş arasında da deneniyor

Hastalığı yetişkinler kadar ağır geçirmeyen çocuklara yönelik aşı bulunması için ilaç ve biyoteknoloji şirketleri yoğun çalışmalar yürütüyor. BioNTech/Pfizer, gençler arasında başarı gösteren aşılarının altı ay ile 11 yaş arası çocuklarda etkisinin tespiti için de faz 3 çalışmalarına başladıklarını duyurdu. Her iki şirketten yapılan açıklamada, geçen hafta beş ila 11 yaş arası deneme grubuna ilk doz aşının yapıldığı, gelecek haftadan itibaren de iki ila beş arası gruba ilk doz aşının uygulanmasına başlanacağı duyuruldu. İkinci dozların da ilkinden üç hafta sonra yapılmasının öngörüldüğü bildiriliyor. BioNTech ile Pfizer bu sene dünya çapında 2,5 milyar doz dağıtım yapılacağını açıkladı.

İsrail gençleri aşılamaya başlamak istediğini duyurdu

Dünya çapında aşılamada sergilediği hızlı tempo ile dikkatleri üzerine çeken İsrail’de de hükümet, bugün yapılan açıklamadan sonra FDA’dan onay alması halinde söz konusu yaş aralığındaki gençleri hemen BioNTech/Pfizer aşısıyla aşılamaya başlamak istediğini duyurdu. Dokuz milyondan fazla nüfusa sahip İsrail, halkının yarıdan fazlasını aşılamayı başardı. Bu başarının arkasında İsrail’in tedarikçilerle yaptığı anlaşmalar büyük rol oynadı. Avrupa Birliği ülkelerinin aksine İsrail, üreticilerle olan kontratını kamuoyuyla paylaşmış, buna göre İsrail’in, BioNTech/Pfizer aşısının her bir dozu için AB’ye kıyasla daha fazla para ödediği ortaya çıkmıştı. İsrail doz başına 23 euro öderken, AB ülkeleri 12 Euro ödeme temelli sözleşme imzalamıştı.

Haberin kaynağı için tıklayın.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Avrupa

Avrupa Birliği 2040’a kadar sigara kullanımını tamamen ortadan kaldırmak istiyor

Published

on

By

Foto: jette55, Pixabay

Küresel seviyede sigara içenlerin sayısı artmaya devam ederken Avrupa Komisyonu sigara ile mücadele için 2040 yılına kadar “tütünsüz nesil” oluşturmak amacıyla tütün düzenlemeleri konusunda daha katı önlemler alınması çağrısında bulundu.

Lancet tıp dergisinde 204 ülkeden toplanan verilerin yer aldığı tütün kullanımı üzerine yapılmış bir araştırma yayınladı. 27 Mayıs’ta yayınlanan araştırmanın bulgularına göre 1990’dan bu yana sigara kullanımındaki yaygınlık önemli ölçüde azalmış olsa da gerçekleşen nüfus artışı ile dünya çapında toplam içilen sigara sayısında büyük bir artış kaydedildi.

Lancet araştırmasını hazırlayan Emmanuela Gakidou, “Sigara, dünya çapında insanların sağlığını tehdit eden önemli risk faktörü, ancak dünyanın birçok ülkesinde tütün kontrolü ne yazık ki yetersiz” diyor.

AB ülkelerinde 2006’dan bu yana sigara kullanımı yoğunluğunda hafif bir düşüş görülse de, Komisyon daha fazla çabaya ihtiyaç olduğunu kabul ediyor ki AB tütün düzenlemeleri konusunda hali hazırda dünyadaki en sıkı düzenlemelere sahip yerlerden biri.

AB’nin 2040 yılına kadar ‘tütünsüz bir nesile’ sahip olma hedefi, Avrupa’nın Kanseri Yenme Planı’nda belirlendi. Tütün, tüm kanserlerin yüzde 27’sine neden olarak “AB’deki en büyük önlenebilir sağlık riski” olarak tanımlanıyor.

AB Sağlık Komiseri Stella Kyriakides 31 Mayıs Dünya Sigarasız Günü’nde yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“2040 yılına kadar insanların yüzde 5’inden daha azının tütün kullandığı Avrupa’da hedefimiz dumansız bir nesil yaratmak. Tütünle ilgili AB mevzuatının AB’deki sigara içme oranları üzerinde olumlu bir etkisi oldu, ancak amaca ulaşmak için hedeflerimizi daha yüksek tutmalıyız. Tütün Ürünleri Direktifinin yakında gözden geçirilmesi bu çalışmanın önemli bir parçası olacak”

2040 yılı için belirlenen bu yüzde 5’lik hedef oldukça iddialı çünkü AB vatandaşlarının yaklaşık yüzde 25’i şu anda tütün kullanıyor ve bu hedef yüzde 20’lik bir düşüş anlamına geliyor.

Türkiye dünya genelinde ilk 10’da

2019 yılında dünya genelinde en çok tütün tüketen 10 ülke arasında Türkiye de var. Bu 10 ülke aynı zamanda tüm küresel tütün kullanımının üçte ikisini gerçekleştiriyor. O 10 ülke sırasıyla şunlar: Çin, Hindistan, Endonezya, ABD, Rusya, Bangladeş, Japonya, Turkiye, Vietnam ve Filipinler.

Continue Reading

Sağlık

‘mRNA’ aşısı nedir, ne kadar etkili ve neler biliniyor?

Published

on

By

BioNTech’in geliştirdiği aşı ise kullanılan yeni teknoloji nedeniyle geleneksel aşılardan ayrışıyor. BioNTech aşısında mRNA (messenger RNA veya kurye RNA) olarak bilinen teknoloji kullanılıyor.

Şu anda mRNA yöntemiyle geliştirilmiş ve dünya genelinde kullanım onayı alan iki farklı aşı bulunuyor.

mRNA nedir?

Bu yöntem aslında virüsün genetik yapısının kopyalanmasına dayanıyor.

Bilim insanları, mRNA tekniğiyle geliştirilmiş aşıların Covid-19 pandemisi için yaygın bir şekilde kullanılmasının başka birçok hastalık için de çığır açıcı bir gelişme olabileceğini söylüyor.

Bu teknik kapsamında, virüsün genetik kodunun bir bölümü alınıyor ve hücrelere nüfuz edilmesi için yağ ile kaplanıyor.

Bu sıvı, insanlara enjekte ediliyor. Böylece virüsten alınan genetik kod insan hücrelerine ulaştırılıyor.

Aşı, hücrelerin koronavirüsün hücreye girmesini sağlayan dikensi proteinin kopyasını üretmesini sağlıyor.

Böylece, bağışıklık sistemi de antikor üretiyor ve T hücreleri de vücudun zararlı olarak algıladığı bu yapılarla mücadele etmeye başlıyor.

Vanderbilt Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Önleyici Tıp Profesörü William Schaffner, mRNA teknolojisini “21’inci yüzyıl bilimi” olarak tanımlıyor ve mRNA temelli Covid-19 aşılarından alınan olumlu verilerin, gelecekteki enfeksiyon hastalıkları salgınlarıyla mücadelede önemli bir potansiyel sunduğunu belirtiyor.

mRNA aşıları ne kadar etkili?

Şu anda mRNA teknolojisini kullanan ve yaygın şekilde kullanılan iki aşı bulunuyor.

Bunlardan ilki Moderna’nın geliştirdiği Covid aşısı. Şirketin ABD Gıda ve İlaç Dairesi’ne (FDA) sunduğu rapora göre, bu aşı semptomatik vakaların önlenmesinde yüzde 94 etkili.

Diğeri de Pfizer/BioNTech’in ürettiği aşı. Şirket de aşının etkinlik oranını yüzde 95 olarak veriyor.

Yayın şekilde kullanımlarının başlamasının ardından gerçek hayattaki uygulamalardan gelen veriler de benzer bir resim ortaya koyuyor.

Dünyada en hızlı aşılama programı uygulayan ülkelerden İsrail’de de BioNTech aşısının iki dozun ardından semptomatik vakaları yüzde 94, hastaneye yatışları da yüzde 87 oranında düşürdüğü tespit edildi.

mRNA aşısı ne kadar güvenli?

Yeni bir teknoloji olmasından dolayı son dönemlerde çok sayıda asılsız iddia ve komplo teorisinin merkezinde bulunuyor.

Ancak bu iddiaların herhangi bir bilimsel dayanağı yok. İnsanların genetik yapısını ya da DNA’sını değiştirmek gibi bir durum da söz konusu değil.

Bu teknoloji kullanılarak geliştirilen aşılar çok dayanıklı değil. Bu nedenle de çok ciddi bir soğuklukta taşınması ve saklanması gerekiyor.

Bununla birlikte Avrupa İlaç Ajansı, geçen ay içerisinde BioNTech aşısının saklama koşullarında değişiklik yapılmasını tavsiye etti. Buna göre, bir aya kadar normal buzdolabı koşullarında tutulması önerildi.

Bilim insanları ve dünyanın farklı yerlerinde yetkili kamu sağlığı kurumları, bu aşının güvenli olduğunu söylüyor.

BBC’de yer alan haberin tamamı için tıklayın.

Continue Reading

Dünya

Dünya Sağlık Örgütü, gelecekteki salgınlarla daha iyi mücadele için ‘güçlendirilecek’

Published

on

By

Dünya Sağlık Örgütü’ne üye ülkeler, organizasyonun yetkilerini arttırarak gelecekte yaşanabilecek salgınlara karşı mücadelede merkezi rol üstlenmesini sağlama konusunda görüş birliğine vardı. Örgüte ayrıca salgınlarla daha etkin mücadele edebilmesi için esnek bir fonlama sağlanacak.

DSÖ’nün en üst karar alma organı Dünya Sağlık Asamblesi’nin (DSA) 74’üncüsü İsviçre’nin Cenevre kentinde yapıldı. 194 üye ülke sanal ortamda yapılan Dünya Sağlık Asamblesi’nin son gününde 14 sayfalık kapanış bildirgesi yayınladı.

Üç bağımsız panel tarafından hazırlanan ve Asamble’ye sunulan raporun sonuçlarına göre ülkeler ve kurumlar Covid-19 salgınına hazırlıksız yakalandı ve mücadele konusunda yetersiz kaldı.

Küresel uyarı sisteminde köklü bir değişiklik önerilen raporda, DSÖ’nün salgınlarla daha etkin mücadele edebilmesi için daha güçlü ve daha bağımsız bir yapıya dönüşmesi gerektiği vurgulandı.

20 Kasım’da özel oturum düzenlenecek

Toplantıda ayrıca, gelecekteki herhangi bir salgına karşı küresel sağlık sistemlerini güçlendirmeyi amaçlayan uluslararası bir “salgın antlaşması” için müzakerelerin başlatılıp başlatılmayacağına karar verilmek üzere 29 Kasım’da özel bir oturum yapılması kararlaştırıldı.

DSÖ Acil Durumlar Programı Direktörü Mike Ryan, asamblede alınan kararı memnuniyetle karşıladığını belirterek, “Şu anda, patojenlerin (hastalık mikrobu) üstünlüğü var. Dengesiz bir gezegende daha sık ve sıklıkla sessizce ortaya çıkıyorlar.” uyarısı yaptı.

Haberin kaynağı için tıklayın.

Continue Reading

Çok Okunanlar

Copyright © İskandinavhaber