Connect with us

Sağlık

Biberonla beslenen bebekler her gün ‘milyonlarca mikroplastik parçacık yutuyor’

Published

on

Dublin Üniversitesi’nden Prof. John Boland ve ekip arkadaşları, polipropilen içeren biberonların ısıtıldığında ve çalkalandığında saldığı plastik parçacık sayısını inceledi.

Bu yeni bir araştırma, polipropilen içeren plastik biberonlarda hazırlanan her 1 litre bebek mamasında, yaklaşık 4 milyon plastik parçacık bulunduğunu ortaya çıkardı.

Bu mikroplastik parçacıkların bebek sağlığı üzerindeki etkisi ise henüz net olarak bilinmiyor. Piyasadaki biberonların yüzde 70’inden fazlasında bu maddenin kullanıldığı tahmin ediliyor. Polipropilen, plastik yiyecek kutuları ve su ısıtıcılarında da kullanılıyor.

Biberon ısıtılıp, çalkalandı

BBC’de yer alan habere göre, araştırmada hiç kullanılmamış polipropilen içeren bir plastik biberon temizlenip sterilize edildi, kurumaya bırakıldı ve ardından içine saf su konularak, Dünya Sağlık Örgütü’nün bebek mamaları için tavsiye ettiği şekilde 70 dereceye kadar ısıtıldı.

Ardından, bebek maması hazırlama sürecinde yapıldığı gibi, biberon mekanik bir çalkalayıcı yardımıyla yaklaşık bir dakika çalkalandı.

mikroplastik parçacıklar

Bilim insanları bu süreçte, biberonlardan her 1 litre suya yaklaşık 4 milyon mikroplastik parçacık karıştığını buldu.

Sonuçları Nature Food dergisinde yayımlanan araştırmada bilim insanları suya toz bebek maması karıştırdıklarında da aynı sonuca ulaştı.

Prof. Boland ulaştıkları sayının yüksekliğine kendilerinin de şaşırdığını söyledi.

Dünya Sağlık Örgütü’nün geçen yıl yaptığı araştırmada, bir yetişkinin günde 300 ila 600 mikroplastik parçacık yuttuğu sonucuna ulaşılmıştı.

Bu parçacıkların büyük kısmının vücuttan atıldığının bilindiğini belirten Prof Boland, parçacıkların ne kadarının kana karışarak vücudun diğer organlarını etkileme potansiyeli olduğunu görmek üzere yeni araştırmalar yapılması gerektiğine dikkat çekti.

Araştırmada ısı yükseldikçe daha çok mikroplastiğin suya karıştığı da bulundu.

Ancak hâlâ mikroplastik yutmanın insan sağlığı üzerinde bir etkisi olup olmadığı bilinmiyor. Prof. Boland “Miktoplastiğe maruz kalmanın sağlığımıza kötü bir etkisi olup olmadığını bilmiyoruz” diyor.

Bebeklerin farklı bakterilere maruz kalmaması için biberonların sterilize edilip, mamanın da ısıtılması öneriliyor.

Hollanda’daki Uygulamalı Bilim Araştırmaları Enstitüsü’nden Ingeborg Kooter ise, zararlı bakterilerin bebekler için mikroplastik yutmaktan daha büyük risk oluşturacağına dikkat çekiyor ve “Kim çocuğunun salmonellaya yakalanma riskini almak ister ki?” diyor.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Avrupa

Avrupa Birliği 2040’a kadar sigara kullanımını tamamen ortadan kaldırmak istiyor

Published

on

By

Foto: jette55, Pixabay

Küresel seviyede sigara içenlerin sayısı artmaya devam ederken Avrupa Komisyonu sigara ile mücadele için 2040 yılına kadar “tütünsüz nesil” oluşturmak amacıyla tütün düzenlemeleri konusunda daha katı önlemler alınması çağrısında bulundu.

Lancet tıp dergisinde 204 ülkeden toplanan verilerin yer aldığı tütün kullanımı üzerine yapılmış bir araştırma yayınladı. 27 Mayıs’ta yayınlanan araştırmanın bulgularına göre 1990’dan bu yana sigara kullanımındaki yaygınlık önemli ölçüde azalmış olsa da gerçekleşen nüfus artışı ile dünya çapında toplam içilen sigara sayısında büyük bir artış kaydedildi.

Lancet araştırmasını hazırlayan Emmanuela Gakidou, “Sigara, dünya çapında insanların sağlığını tehdit eden önemli risk faktörü, ancak dünyanın birçok ülkesinde tütün kontrolü ne yazık ki yetersiz” diyor.

AB ülkelerinde 2006’dan bu yana sigara kullanımı yoğunluğunda hafif bir düşüş görülse de, Komisyon daha fazla çabaya ihtiyaç olduğunu kabul ediyor ki AB tütün düzenlemeleri konusunda hali hazırda dünyadaki en sıkı düzenlemelere sahip yerlerden biri.

AB’nin 2040 yılına kadar ‘tütünsüz bir nesile’ sahip olma hedefi, Avrupa’nın Kanseri Yenme Planı’nda belirlendi. Tütün, tüm kanserlerin yüzde 27’sine neden olarak “AB’deki en büyük önlenebilir sağlık riski” olarak tanımlanıyor.

AB Sağlık Komiseri Stella Kyriakides 31 Mayıs Dünya Sigarasız Günü’nde yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“2040 yılına kadar insanların yüzde 5’inden daha azının tütün kullandığı Avrupa’da hedefimiz dumansız bir nesil yaratmak. Tütünle ilgili AB mevzuatının AB’deki sigara içme oranları üzerinde olumlu bir etkisi oldu, ancak amaca ulaşmak için hedeflerimizi daha yüksek tutmalıyız. Tütün Ürünleri Direktifinin yakında gözden geçirilmesi bu çalışmanın önemli bir parçası olacak”

2040 yılı için belirlenen bu yüzde 5’lik hedef oldukça iddialı çünkü AB vatandaşlarının yaklaşık yüzde 25’i şu anda tütün kullanıyor ve bu hedef yüzde 20’lik bir düşüş anlamına geliyor.

Türkiye dünya genelinde ilk 10’da

2019 yılında dünya genelinde en çok tütün tüketen 10 ülke arasında Türkiye de var. Bu 10 ülke aynı zamanda tüm küresel tütün kullanımının üçte ikisini gerçekleştiriyor. O 10 ülke sırasıyla şunlar: Çin, Hindistan, Endonezya, ABD, Rusya, Bangladeş, Japonya, Turkiye, Vietnam ve Filipinler.

Continue Reading

Sağlık

‘mRNA’ aşısı nedir, ne kadar etkili ve neler biliniyor?

Published

on

By

BioNTech’in geliştirdiği aşı ise kullanılan yeni teknoloji nedeniyle geleneksel aşılardan ayrışıyor. BioNTech aşısında mRNA (messenger RNA veya kurye RNA) olarak bilinen teknoloji kullanılıyor.

Şu anda mRNA yöntemiyle geliştirilmiş ve dünya genelinde kullanım onayı alan iki farklı aşı bulunuyor.

mRNA nedir?

Bu yöntem aslında virüsün genetik yapısının kopyalanmasına dayanıyor.

Bilim insanları, mRNA tekniğiyle geliştirilmiş aşıların Covid-19 pandemisi için yaygın bir şekilde kullanılmasının başka birçok hastalık için de çığır açıcı bir gelişme olabileceğini söylüyor.

Bu teknik kapsamında, virüsün genetik kodunun bir bölümü alınıyor ve hücrelere nüfuz edilmesi için yağ ile kaplanıyor.

Bu sıvı, insanlara enjekte ediliyor. Böylece virüsten alınan genetik kod insan hücrelerine ulaştırılıyor.

Aşı, hücrelerin koronavirüsün hücreye girmesini sağlayan dikensi proteinin kopyasını üretmesini sağlıyor.

Böylece, bağışıklık sistemi de antikor üretiyor ve T hücreleri de vücudun zararlı olarak algıladığı bu yapılarla mücadele etmeye başlıyor.

Vanderbilt Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Önleyici Tıp Profesörü William Schaffner, mRNA teknolojisini “21’inci yüzyıl bilimi” olarak tanımlıyor ve mRNA temelli Covid-19 aşılarından alınan olumlu verilerin, gelecekteki enfeksiyon hastalıkları salgınlarıyla mücadelede önemli bir potansiyel sunduğunu belirtiyor.

mRNA aşıları ne kadar etkili?

Şu anda mRNA teknolojisini kullanan ve yaygın şekilde kullanılan iki aşı bulunuyor.

Bunlardan ilki Moderna’nın geliştirdiği Covid aşısı. Şirketin ABD Gıda ve İlaç Dairesi’ne (FDA) sunduğu rapora göre, bu aşı semptomatik vakaların önlenmesinde yüzde 94 etkili.

Diğeri de Pfizer/BioNTech’in ürettiği aşı. Şirket de aşının etkinlik oranını yüzde 95 olarak veriyor.

Yayın şekilde kullanımlarının başlamasının ardından gerçek hayattaki uygulamalardan gelen veriler de benzer bir resim ortaya koyuyor.

Dünyada en hızlı aşılama programı uygulayan ülkelerden İsrail’de de BioNTech aşısının iki dozun ardından semptomatik vakaları yüzde 94, hastaneye yatışları da yüzde 87 oranında düşürdüğü tespit edildi.

mRNA aşısı ne kadar güvenli?

Yeni bir teknoloji olmasından dolayı son dönemlerde çok sayıda asılsız iddia ve komplo teorisinin merkezinde bulunuyor.

Ancak bu iddiaların herhangi bir bilimsel dayanağı yok. İnsanların genetik yapısını ya da DNA’sını değiştirmek gibi bir durum da söz konusu değil.

Bu teknoloji kullanılarak geliştirilen aşılar çok dayanıklı değil. Bu nedenle de çok ciddi bir soğuklukta taşınması ve saklanması gerekiyor.

Bununla birlikte Avrupa İlaç Ajansı, geçen ay içerisinde BioNTech aşısının saklama koşullarında değişiklik yapılmasını tavsiye etti. Buna göre, bir aya kadar normal buzdolabı koşullarında tutulması önerildi.

Bilim insanları ve dünyanın farklı yerlerinde yetkili kamu sağlığı kurumları, bu aşının güvenli olduğunu söylüyor.

BBC’de yer alan haberin tamamı için tıklayın.

Continue Reading

Dünya

Dünya Sağlık Örgütü, gelecekteki salgınlarla daha iyi mücadele için ‘güçlendirilecek’

Published

on

By

Dünya Sağlık Örgütü’ne üye ülkeler, organizasyonun yetkilerini arttırarak gelecekte yaşanabilecek salgınlara karşı mücadelede merkezi rol üstlenmesini sağlama konusunda görüş birliğine vardı. Örgüte ayrıca salgınlarla daha etkin mücadele edebilmesi için esnek bir fonlama sağlanacak.

DSÖ’nün en üst karar alma organı Dünya Sağlık Asamblesi’nin (DSA) 74’üncüsü İsviçre’nin Cenevre kentinde yapıldı. 194 üye ülke sanal ortamda yapılan Dünya Sağlık Asamblesi’nin son gününde 14 sayfalık kapanış bildirgesi yayınladı.

Üç bağımsız panel tarafından hazırlanan ve Asamble’ye sunulan raporun sonuçlarına göre ülkeler ve kurumlar Covid-19 salgınına hazırlıksız yakalandı ve mücadele konusunda yetersiz kaldı.

Küresel uyarı sisteminde köklü bir değişiklik önerilen raporda, DSÖ’nün salgınlarla daha etkin mücadele edebilmesi için daha güçlü ve daha bağımsız bir yapıya dönüşmesi gerektiği vurgulandı.

20 Kasım’da özel oturum düzenlenecek

Toplantıda ayrıca, gelecekteki herhangi bir salgına karşı küresel sağlık sistemlerini güçlendirmeyi amaçlayan uluslararası bir “salgın antlaşması” için müzakerelerin başlatılıp başlatılmayacağına karar verilmek üzere 29 Kasım’da özel bir oturum yapılması kararlaştırıldı.

DSÖ Acil Durumlar Programı Direktörü Mike Ryan, asamblede alınan kararı memnuniyetle karşıladığını belirterek, “Şu anda, patojenlerin (hastalık mikrobu) üstünlüğü var. Dengesiz bir gezegende daha sık ve sıklıkla sessizce ortaya çıkıyorlar.” uyarısı yaptı.

Haberin kaynağı için tıklayın.

Continue Reading

Çok Okunanlar

Copyright © İskandinavhaber