Connect with us

Hayat

Bağışıklığı zayıflatan beslenme hataları

Published

on

Dünyayı etkisine alan yeni tip koronavirüsten korunmak için devletler tedbirler alıyor. Bu tedbirlerin yanında insanlara da bireysel sorumluluklar düşüyor. Bunlardan birisi de, elbette bağışıklık sistemini güçlü tutmak. Bilindiği üzere, koronavirüs, bağışıklık sistemi güçsüz olanlarda daha etkili ve can kaybı oranları daha yüksek. Bağışıklık sisteminin güçlü olması vücut direncini de artıyor.

Bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi, “çok yemekle” veya “tek tip beslenme” ile değil, ancak “dengeli beslenmeyle” olabilir. İşte beslenme alışkanlıklarında yapılan 10 önemli hatayı uzmanlar şöyle sıraladı:

Kahvaltıdan vaz geçilmemeli

Günlük enerji ve protein ihtiyacının sağlanabilmesi için ana öğünler atlanmamalı, ara öğünler ise beslenmenin olmazsa olmazları olmalı. Özellikle altın öğün olan kahvaltının atlanması; diğer öğünlerde porsiyon miktarını arttırarak kan şekeri dengesizliklerine yol açabiliyor. Bu durumda aç kalınan sürede vücut direncinin düşmesi kaçınılmaz oluyor. Her gün kahvaltıda tüketilecek kaliteli protein kaynağı olan yumurta içeriğindeki demir ve A vitamini ile bağışıklığın desteklenmesine yardımcı olacaktır. Yanına ilave edilen C vitamini (yeşillikler, biber, portakal gibi) de yumurtanın demir emilimine katkı sağlayacaktır.

Ara öğünler ihmal edilmemeli

İştah kontrolünde, kan şekeri dengesinde ve günlük besin ihtiyaçlarının karşılanmasında ana öğünlere destek olan ara öğünleri atlamamak ve protein/karbonhidrat dengesini sağlamak oldukça önemli. Meyve-yoğurt/süt/kefir; meyve-badem/ceviz/fındık; tahıllı ekmek-peynir gibi seçeneklerle alınan protein, vitamin/mineral ve lif dengesi vücut direncinin artmasına yardımcı oluyor.

Tek tip beslenilmemeli

Her besinin enerji, protein, vitamin ve mineral içeriğinin farklı olduğunu vurgulan uzmanlar, besinlerin doğru şekilde ve birlikte tüketilmesinin vücuttaki kullanılabilirliklerini arttırarak bağışıklık sistemini desteklediğini söylüyor. Bu durumda öğünlerin içeriğinin kaliteli protein, demir, çinko içeren; et, tavuk, balık, yumurta gibi proteinlerden; lif ve B grubu vitamin içeriği yüksek tam tahıl ürünleri ve kurubaklagillerden; antioksidan içeriği yüksek meyve ve sebzelerden; omege-3 ve omega-6 kaynağı olan ceviz, fındık, badem gibi yağlı tohumlardan zengin olmasına dikkat edilmesi gerekiyor.

Su yeterli miktarda ve ılık içilmeli

Besinlerin sindirilmesi, emilmesi ve sonrasında oluşan zararlı atıkların vücuttan uzaklaştırılmaları ile diğer metabolik olaylar için yeterli su tüketmek çok önemli. Vücudun günlük olarak kilo başına 30 ml su ihtiyacı olduğuna dikkat çeken uzmanlar, suyun yetersiz tüketimi sonucunda bağırsaklarda gelişebilecek olan kabızlık, bağışıklık sistemini doğrudan etkileyen bağırsak sağlığını olumsuz etkileyebildiğini söylüyor. Bu nedenle su tüketimi bireyin ihtiyacı doğrultusunda günün her saatine dengeli dağıtılmalı. Virüsler ölür düşüncesiyle yüksek ısıda su tüketiminin boğaz ve ağız mukozasına vereceği zararların da göz ardı edilmemesi gerekiyor. Uzmanlar en idealinin ılık su tüketmek olduğunu kaydediyor.

Turşu tüketimi abartılmamalı

Bağırsak florası için yararlı olan probiyotik besinler (yoğurt, kefir, ev yapımı turşu gibi) bağışıklık sistemini güçlendirerek vücut direncini arttırıyor. Ancak virüsün yok edilmesi amacıyla turşu tüketimini abartmak doğru bir yaklaşım değildir. Turşunun içeriğindeki yoğun tuzun mideye zarar verdiği unutulmamalı. Kronik hastalığı (hipertansiyon ve kalp hastalığı gibi) olan belli yaşın üzerindeki kişilerin yüksek miktarda turşu tüketmeleri birtakım sağlık problemlerine yol açarak bağışıklık sistemini zayıflatıyor. Probiyotiklerin etkisini arttıran muz, elma, enginar, kereviz, kuşkonmaz, soğan, sarımsak, pırasa, kurubaklagiller, tam tahıllar, keten tohumu, badem, ceviz gibi prebiyotik besinlerin tüketimi ise bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı oluyor.

Hamur işi ve tatlıların tüketimi de dengeli olmalı

Paketli gıdalar, kek, şekerleme, hamur işleri gibi içeriğinde lif (posa) bulunmayan basit karbonhidrat içeriği yüksek besinlerin tüketimi kan şekeri dengesini bozuyor. Oluşturdukları tokluk hissinin kısa olması sebebiyle bir sonraki öğünde besin tüketimimizin artmasına ve yüksek kalori içerikleri sebebiyle kilo alımınıza neden olabiliyor. Aynı zamanda günlük protein, vitamin/mineral ihtiyacımızı karşılamadığı için bağışıklık sistemini güçlendirme sürecini olumsuz etkileyebiliyor. Vücut direncinin artması için B grubu vitaminleri ve liften zengin tam tahıl ekmekleri, bulgur, çorba ve tam tahıl ürünleri gibi sağlıklı karbonhidrat içeren besinleri tüketilmeli.

Yeterli miktarda proteinli yiyecekler tüketilmeli

Proteinler vücut dokusunu oluşturmak, onarmak ve viral, bakteriyel enfeksiyonlarla savaşmak için hayatî öneme sahip. Alınan düşük protein bağışıklık sistemimizin zayıflamasına sebep olduğu gibi, yüksek protein tüketimi de böbreklere zarar vererek taş oluşumuna yol açabiliyor.

Yeterli miktarda C vitamini almak

Enfeksiyon durumunda ve enfeksiyonlardan korunmada C vitamini önemli bir rol üstleniyor. C vitamini vücut tarafından depolanamadığı için turunçgiller, yeşillikler, biber, kivi ve domates gibi kaynakları her gün düzenli olarak tüketmeniz çok önemli. Ancak C vitamini takviyelerini bilinçsizce kullanmak böbrek taşı oluşumuna sebebiyet verebiliyor. Dolayısıyla C vitamini alımı abartılmadan besinlerle sağlamak alışkanlık hâline getirilmeli.

Besinlerin hazırlama aşamasında dikkat edilmeli

Besinlerin değer kaybına uğramamaları için hazırlama aşamalarına dikkat etmek şart. Mesela C vitaminin hassas yapısı nedeniyle hazırlama ve pişirme aşamasında kayba uğrayabileceği için meyve/sebzeleri mümkün olduğunca kısa sürede, metal bıçak darbesi değdirmeden hazırlamalı ve yine kısa sürede bekletmeden tüketilmeli.

Besinler çiğ veya az pişmiş şekilde tüketilmemeli

Uzmanlar az pişmiş ve çiğ besinlerden mümkün olduğunca uzak durulması gerektiği uyarısında bulundu. Et çeşitlerinin pişirilirken bakterilerin ölebilmeleri için iç sıcaklığının 70 derece ve üzerinde olması gerekiyor. Etlerin iyi pişirilmeleri büyük önem taşıyor, çünkü iyi pişmemiş etler E.coli, Salmonella gibi bakteriler ve koronavirüs (covid-19) ile gıda güvenliğini riske atabiliyor. Aynı şekilde yumurtanın da tam pişmiş olması hem içeriğindeki vitamin ve protein kalitesinden daha iyi istifade edilmesini sağlıyor, hem de bakteri oluşumunun önüne geçiyor.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Çevre

AB’de ‘tek kullanımlık plastik yasağı’ başladı

Published

on

By

Alexandru Dobre, The Associated Press

Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde tek kullanımlık plastik tabak, bardak gibi ürünleri yasaklayan kanun 3 Temmuz itibariyle yürürlüğe girdi.

Avrupa Parlamentosu (AP) 2019’da aldığı kararla söz konusu plastik ürünlerin kullanımını kıta sınırları içerisinde yasaklama kararı almıştı. AP’nin bu adımı 30 Kasım 2015 tarihinde imzalanan Paris Anlaşması’ndan 4 sene sonra gelmişti.

AB Komisyonundan yapılan açıklamaya göre, plastikten yapılan ve kullanıp atılan tabak, çatal, bıçak, bardak, kulak çubuğu ve pipet gibi ürünler bugünden itibaren AB pazarına giremeyecek. Ayrıca polistirenden (beyaz plastik köpük) yapılmış yiyecek ve içecek kutuları da bu kapsamda bulunacak.

Kadın pedleri ve plastik içerikli sigara filtreleri gibi alternatifi bulunmayan ürünler ise ilk aşamada yasaktan muaf tutulacak. Ancak bu ürünlerin üzerinde tüketicileri uyaran bazı yazılar yer alacak.

AB düzenlemesinde yasaklanan ürünlerin park, sokak ve kamuya açık alanlardaki çöplerin yüzde 20’sini oluşturduğuna dikkat çekiliyor. Çöplerin toplanmasının AB’deki belediyelere yılda 700 milyon euroya mal olduğu belirtiliyor.

5 adımda plastik yasağı nasıl uygulanacak?

1- Yeni tek kullanımlık plastik yasağı nasıl uygulanacak?

AB’ye üye ülkeler Tek Kullanımlık Plastikler Mevzuatı’na ilişkin kendi ulusal yasalarını yürürlüğe sokacak. Birçok ülke bu konuda adım attı. Bazı üye devletler yasaklı plastik ürünler listelerine ek maddeler dahi ekledi.

Bu konuda ilk düzenlemeyi Yunanistan yapmıştı. Ülkede şubat ayından bu yana tüm kamu kurumlarında tek kullanımlık plastik ürünler yasaklandı. Belçika ve İtalya’da ise plastik ürünler kullanan firmalara karşı ek vergiler getirildi. Almanya’da ise geçtiğimiz kasım ayında konuyla ilgili bazı ek düzenlemeler yapıldı.

2- Plastik şişeler hala serbest

AB’deki yasak kapsamına özelikle su ve meşrubat firmalarının kullandığı tek kullanımlık plastik şişeler dahil edilmedi.

Avrupa’da üretilen plastik şişelerin yüzde 65’i geri dönüştürülse de, bu ürünlerin çevreye zararı devasa boyutlarda. AP Komisyonu 2029 itibariyle kıtadaki plastik şişelerin geri dönüşüm oranını yüzde 90’a çekmeyi öngörüyor. Her gün dünya genelinde 1.3 milyar plastik şişeli ürün satılıyor ve bu şişelerin büyük bir kısmı okyanuslara karışlıyor.

3- Plastiğe alternatif

Yasa kapsamında kimyasal olarak modifiye edilmeyen doğal polimer maddeler yer almıyor.

Bu sebeple doğada kaybolabilen ve geri dönüşümü oldukça kolay olan selüloz ve vizkoz temelli ürünler plastik şişe ve ambalajların yerini alabilir.

Bunun yanında biyo-bozunur (toprakta çözülebilir- biodegradable) maddeler olan pamuk ve bambu gibi bitkilerin paketleme endüstrisinde “en alternatif ürünler” olabileceği belirtiliyor. Özellikle bambu ağacının hızlı ve ucuz bir şekilde üretilmesi avantaj olarak görülüyor.

Ancak Belçika ve Fransa gibi ülkeler, bu tarz doğal malzemeyle yapılan paketlerin üzerlerine “doğada çözülebilir” etiketini koymanın, çöp sayısını artıracağı endişesi sebebiyle yasaklamayı düşünüyor.

4- Sigara izmaritleri de listede, yasak 2027’de başlayacak

AB’nin kabul ettiği Tek Kullanımlık Plastikler Mevzuatı’nın 8’inci maddesinde plastik içeren sigara izmaritleriyle ilgili özel bir açıklama bulunuyor. Mevzuata göre bu tarz izmaritler yasak kapsamında değil ancak bu tarz ürünleri üreten firmalar çevreyi koruma adına daha fazla çöp vergisi ödeyecek.

Aktivistler mevzuatın sigara izmaritlerini de kapsaması gerektiğini belirtiyor ancak yasalar değişmediği sürece bu kanun 2027’ye kadar aynı kalacak.

Eylül 2020’de çevre aktivistleri bir kampanya başlatmış ve Hollanda’da bir ay içerisinde 142 bin sigara izmariti toplanmıştı.

5- Pandemi dönemi üretilen plastik hijyen ürünleri de listeden muaf

Covid-19 salgını sonrası Avrupa’da ve dünya genelinde kullanımı artan plastik maske ve eldivenler AB’nin Tek Kullanımlık Plastikler Mevzuatı’nda yer almıyor.

Ancak yetkililer bu tarz ürünlerin yeteri kadar geri dönüştürülemediğini ve büyük bir kısmının doğaya karıştığı konusunda uyarıyor. Koronavirüs pandemisinin ilk 6 ayında AB sınırları içerisinde ortalamaya nazaran 170 bin ton fazla plastik tıbbi atık oluştu.

Kara ve deniz ekosistemine etkisi sebebiyle bu konuyla ilgili gelecek yıllarda yeni bir mevzuat hazırlanması düşünülüyor.

Haberin kaynağı için tıklayın.

Continue Reading

İsveç

İsveç Dışişleri Bakanı: Türkiye ne yazık ki İstanbul Sözleşmesi’nden çekiliyor

Published

on

By

İsveç Dışişleri Bakanı Ann Linde, Türkiye hükûmetinin kadına şiddeti engellemek için yasal güvence sağlayan İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesine dair sosyal medya hesabından açıklamada bulundu.

Ann Linde, “Ne yazık ki Türkiye, kadına yönelik şiddeti, önleme, koruma ve kovuşturma amacıyla yasal olarak bağlayıcı araçlarla ele alan İstanbul Sözleşmesi’nden çekiliyor. İsveç, sözleşmenin uygulanması için çalışmaya devam edecektir.”

İstanbul Sözleşmesi’nin ilk imzacısı olan Türkiye, 1 Temmuz (dün) itibarıyla sözleşmeden çekildi.

İstanbul Sözleşmesi hakkında bilgi sahibi olmak için tıklayın.

Continue Reading

Hayat

14 yaşındaki engelli Kramberger’in kanserle mücadelesi: Futbol oynamak

Published

on

By

Futbol tutkunu 14 yaşındaki engelli Dominic Kramberger, futbol oynayarak kanserle mücadele veriyor.

Futbol oynamaya beş yaşındayken başladı ancak Nisan 2020’de bir futbol maçı esnasında İsveçli Dominic bacağından sakatlandı.

Kazadan kısa bir süre sonra, kendisine agresif bir kanser türü teşhisi kondu, zorlu kemoterapi tedavileri esnasında doktorlar sağ bacağının alt kısmını kesmeye karar verdi.

Dominic “Vücudum bütünüyle nakavt olmuştu”diyor.

Ancak Dominic’in futbol kariyeri o noktada bitmedi. Nisan 2021’de protez taktırdı ve bir ay sonrasında Gazprom’un çocuklara yönelik “Football for Friendship” (F4F, Dostluk İçin Futbol) isimli sosyal programında ülkesini temsil etti.

Bu girişimin katılımcıları 12 – 14 yaşındaki kızlar ve erkekler. Etkinliğe özel olarak geliştirilmiş bir online oyun olan F4F World’de oynuyorlar.

Dünyanın dört bir tarafında bulunan çocuklar için futbol ve eğitim etkinliklerini bir araya getiren F4F’te yer alan her çocuk anlatılacak bir hikayeye sahipti.

Dominic şu anda iyileşme sürecinde ve Eylül sonunda kemoterapisinin bitmesi planlanıyor. Böylesine “eğlenceli ve ilham verici bir girişime katılabildiği, dünyanın her yerinden arkadaşlar edindiği” için kendini şanslı hissettiğini söylüyor, yeni arkadaşları ve program direktörü ise onun en değerli oyuncu (MVP) olduğunu düşünüyor.

Her gün karşı karşıya kaldığı zorluklar onun motivasyonunu kaybetmesine neden olmadı. Dominic Euronews’e “Zor, gerçekten çok zor ama her şey yoluna koyacağım” diyor.

Dominic uyluk kaslarını güçlendirmek için günde yaklaşık iki saat antrenman yapıyor. “Hedefim yıl sonuna kadar koltuk değneği olmadan yürümek ve futbol takımıma kaleci olarak geri dönmek” diyor.

Peki Dominic’in bu muazzam motivasyonunun kaynağı ne?

“Pozitif ve asla vazgeçmeyen tavrım ailemdem geliyor. İstediğimi elde etmem ve asla vazgeçmemem konusunda beni her zaman motive ettiler” diyerek ailesinin ona verdiği desteği vurguluyor. “Aklımda her zaman en iyisi olmam ve asla vazgeçmemem gerektiği düşüncesi var. Sanıyorum diğer bir sebep de bu”.

Dominic ileride profesyonel bir futbol oyuncu olmayı ümit ediyor, eğer bu hayali gerçekleşmezse, bir gazeteci ya da hakem olmak istiyor. Gazeteci olma ilhamını ise dünyanın dört bir yanından tanıdığı arkadaşlarından alıyor. Üstelik, futbol yıldızı ve F4F elçisi Roberto Carlos ile röportaj yapma şansına da sahip oldu.

Dominic’in röportaj sorusu girişimin bir parçası olarak, bir grup genç gazeteci tarafından eski Brezilyalı futbol oyuncusunun basın toplantısında sorulmak üzere seçildi.

Heyecanını dile getiren Dominic “Onunla konuşmak çok güzeldi. Bunu yapabileceğimi düşünmemiştim. Sonra Madrid’e gidip maç izleyebileceğimi söylediğinde çok mutlu oldum. O an dile getirebileceğim bir kelime bulamadım.”

Dostluk İçin Futbol, son sekiz yıldır dünyanın dört bir yanından bulunan gençleri futbol sevgisini paylaşmak için bir araya getiriyor ve bu süreçte girişimin temel değerlerini uygulamaya koyuyor: dostluk, eşitlik, adalet, sağlık, barış, fedakarlık, zafer, gelenekler ve onur.

Haberin kaynağı için tıklayın.

Continue Reading

Çok Okunanlar

Copyright © İskandinavhaber