Connect with us

Dünya

Almanya’nın yüzde 25’i göçmen

Published

on

Almanya’da yaklaşık her dört kişiden birinin göçmen kökenli olduğu açıklandı. Federal İstatistik Dairesi, göçmenlerin en çok geldiği ülkelerin sırasıyla Türkiye, Polonya ve Rusya olduğunu açıkladı.

Almanya’da halkın yaklaşık dörtte birinin göçmen kökenli olduğu açıklandı. Fedreal İstatistik Dairesi, halkı temsil eden küçük bir kesimde sık aralıklarla yapılan nüfus sayımı Mikrozensus’a göre, 2019 itibarı ile Almanya’da 21 milyon 200 göçmen kökenli bulunduğunu duyurdu. Almanya’da bu kavram, kendi Alman olarak doğmayanları veya ebeveynlerinden biri doğuştan Alman olmayan bireyleri tanımlamakta kullanılıyor. Federal İstatistik Dairesi, bu son rakamın nüfusun yüzde 26’sına tekabül ettiğini ve önceki yıla oranla bu istatistikte yüzde 2,1 artış olduğunu kaydetti. Bu artış, göçmen kökenlilerin 2011 yılından beri kaydedilen en düşük büyüme oranına tekabül ediyor.

Deutsche Welle’de yer alan habere göre, 2019 yılında Almanya’da yaşayan göçmen kökenlilerden yüzde 52’sinin Alman vatandaşı olduğu, yaklaşık yüzde 48’nin de yabancı bir ülke vatandaşı olduğu bildirildi.

Almanya’da yaşayan göçmen kökenlilerin yüzde 85’lik büyük bir bölümü, kendi Almanya’ya göç etmiş olanlardan oluşuyor. Alman vatandaşlığına geçmiş göçmen kökenlilerden, ülkeye bizzat kendi göç etmiş olanların oranıysa yüzde 46. Bu, göçmen kökenli bir aileden gelip de kendinin bir göç geçmişi bulunmadığı anlamına geliyor.

Üçte ikisi Avrupalı

Göçmen kökenlilerin yüzde 65’ini yani yaklaşık üçte ikisini, bir Avrupa ülkesinden göç edenler, onların çocukları veya torunları oluşturuyor. Söz konusu 13 milyon 800 bin Avrupa kökenli göçmenin 7 milyon 500 bini Avrupa Birliği üyesi ülkelerden gelenler. Bütün göçmen kökenlilerden 4 milyon 600 binini Asya’dan gelenler oluştururken, 3 milyon 200 binini Ortadoğulular, bir milyonunu da Afrika ülkelerinden gelen göçmenler oluşturmakta. Almanya’daki 600 bin kadar göçmen kökenlinin de Kuzey, Orta veya Güney Amerika ülkelerinden geldiği bildiriliyor.

Almanya’da yaşayan göçmen kökenlilerin geldiği ülkelere bakıldığında ise ortaya çıkan tablo şöyle: İlk sırada bütün göçmen kökenlilerin yüzde 13’ünün geldiği Türkiye, ikinci sırada yüzde 11 ile Polonya, üçüncü sırada da yüzde 7 ile Rusya Federasyonu bulunuyor.

Almanya Federal İstatistik Dairesi’nin önceki verilerine göre, 2018 yılı itibarı ile ülkede yaşayan Türkiye kökenlilerin sayısı da 2 milyon 769 bin olarak verilmişti.

Almanya’nın hâlâ göçmene ihtiyacı var

Almanya Uyum ve Göç Araştırmaları Vakfı Bilirkişi Konseyi (SVR), halihazırda yaşanan korona pandemisine rağmen demografik gelişimin de gösterdiği gibi nüfusun yaşlandığı ve azaldığı, bu nedenle Almanya’nın göçmene ihtiyacı olduğunu vurguladı. SVR Başkanı Petra Bendel, korona ile mücadelede önemi daha da öne çıkan temizlik, depolama, gıda üretimi, yaşlı ve hastalara bakım sektörü gibi alanlarda diğerlerine oranla çok sayıda göçmen kökenlinin çalıştığını hatırlatarak, gelecekte daha çok kalifiye elemana ihtiyaç duyulduğuna vurgu yaptı. Almanya’nın bu sene mart ayında yürülüğe giren kalifiye göçmen alma yasasının doğru yönde atılmış bir adım olduğunu vurgulayan Bendel, göçmen alımına dair başka yollara da başvurulması gerektiğini hatırlattı ve meslek eğitiminde ortak projeler yürütülmesi veya gelmek isteyen kalifiye göçmenlere geçici vize gibi uygulamalara dikkat çekti.

Avrupa

İsveç ‘AB ordusu’ planına sıcak bakmıyor

Published

on

By

İsveç Savunma Bakanı Peter Hultqvist, Avrupa Birliği’nin (AB), ABD’ye bağımlı kalmamak için kendi askeri gücünü kurma planına dair, “Bu planı sorunları çözmenin ana yolu olarak görmüyorum.” dedi.

Bakan Hultqvist, devlet radyosu SR’ye yaptığı açıklamada, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’in “Stratejik Pusula” planı çerçevesinde “AB’nin ortak askeri güç oluşturması” önerisini değerlendirdi.
Hultqvist, ABD ile askeri işbirliğinin AB’nin belkemiği olduğunu belirterek, “ABD ile işbirliğinin ve transatlantik bağlantının Avrupa’nın geleceği için hala çok önemli olduğuna inanıyorum. AB’nin askeri gücünü oluşturma planını, sorunları çözmenin ana yolu olarak görmüyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

16 Kasım’da görüşülecek

‘Stratejik Pusula’nın, AB’nin askeri anlamda gelecekteki hedeflerini, stratejik planlarını, kendisine yönelik tehditleri içeren bir askeri strateji belgesi olması isteniyor.

AA’nın aktardığı haberde, ‘Stratejik Pusula’nın hazırlanmasında omurgayı oluşturacak belge ise AB’nin “tehdit analizi” raporu olacak. Bu gizli rapor, AB üyesi ülkelerin istihbarat kurumlarının tehdit değerlendirmelerinden oluşuyor. Ancak her AB üyesinin tehdit algısı farklı olduğundan henüz mutabakata varılmış değil.
AB’nin Stratejik Pusula oluşturmak istemesinin başlıca nedenlerinden biri “Avrupa’nın güvenliğinde özerklik” istemesi.
ABD’nin koruma kalkanından çıkmak ve kendi korumasını oluşturmak isteyen AB, bunu “stratejik özerklik” olarak tanımlıyor.

Stratejik Pusula adlı rapordaki öneri 16 Kasım’da Avrupa Konseyi’nde ele alınacak.

Haberin kaynağı için tıklayın.

Continue Reading

Avrupa

DSÖ: Avrupa’da artan vaka sayısı çok endişe verici

Published

on

By

Foto: Jeyaratnam Caniceus, Pixabay

Dünya Sağlık Örgütü, Avrupa’da artan Covid-19 vakalarının çok endişe verici olduğunu vurgulayarak aşılama faaliyetlerinin hızlandırılması çağrısında bulundu.

DSÖ Avrupa Direktörü Dr. Hans Kluge düzenlediği basın toplantısında Avrupa’da salgının durumuna ilişkin bilgi vererek, bölgede vaka sayısının 64 milyona ulaştığını, yaklaşık 1,3 milyon kişinin Covid-19 nedeniyle hayatını kaybettiğini ve 53 ülkeden bildirilen 14 günlük vaka sayılarında endişe verici şekilde yüzde 10’dan fazla artış gözlemlendiğini belirtti.

Kluge bazı ülkelerdeki hastanelerde aşırı yoğunluğun gözlenmeye başladığını belirterek özellikler Balkanlar, Kafkasya ve Orta Asya ülkelerindeki vaka artışlarında sert yükselişler olduğunu kaydetti.

Kluge, ayrıca aralık ayına kadar Avrupa bölgesinde salgın kaynaklı 200 bin ölümün gerçekleşebileceğini belirtti.

Vaka ve ölü sayılarındaki artış üç nedene bağlanıyor. Bunlar; halihazırda 15 ülkede baskın hale gelen Delta varyantı, alınan sağlık önlemlerindeki gevşeme ve yaz mevsimi nedeniyle artan seyahatler olarak gösteriliyor.

Aşılama yavaşladı

Ülkelere salgına karşı çoklu koruma önlemlerini (katmanlarını) sürdürmede kararlı olmaları çağrısında bulunan Kluge, bu önlemler arasında aşılama ve maske takmanın da yer aldığını söyledi.

“Aşılar, toplumları yeniden açmanın ve ekonomileri istikrara kavuşturmanın yoludur.” diyen Kluge, buna rağmen aşı üretimindeki yetersizlik, aşılara erişim ve aşıların kabulü gibi zorluklarla mücadele etmeyi sürdürdüklerini vurguladı.

DSÖ Avrupa bölgesinde son altı haftada aşılama hızının düştüğünü belirterek bunun “yetersiz üretim, yetersiz erişim ve yetersiz kabullenmeden” kaynaklandığını açıkladı.

Bölgedeki orta-alt ve alt gelir grubundaki ülkelerdeki toplumun sadece yüzde 6’sının tam olarak aşılandığı ve her on sağlık görevlisinden sadece birinin tam olarak bir aşı eğitimi aldığı belirtildi.

Kluge aşıyla ilgili tereddütler ve bilimsel verilerin reddi krizi kontrol atına almayı engellediğini vurguladı.

Kluge, “Aşı bir haktır ama aynı zamanda bir sorumluluktur. Bölgemizde aşı alımındaki durgunluk ciddi endişe kaynağıdır.” ifadesini kullandı.

Haberin kaynağı için tıklayın.

Continue Reading

Avrupa

AB’nin ‘güvenli ülkeler’ listesinde Türkiye’nin durumu

Published

on

By

Avrupa Birliği (AB), Covid-19 tedbirleri nedeniyle uygulanan seyahat kısıtlamalarından muaf tutulabilecek ülkeler listesinden aralarında Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) de olduğu altı ülkeyi çıkardı.

AB Konseyi’nden yapılan açıklamaya göre, “zorunlu olmayan seyahatler için uygulanan kısıtlamaların kaldırılmasının tavsiye edildiği ülkeler listesi” güncellendi. Liste dışındaki Türkiye’nin durumunda bir değişiklik yapılmadı.

Tavsiye niteliği taşıyan listeye göre, salgın tedbirleri kapsamında geçen yıl tamamen kapatılan AB dış sınırları Arnavutluk, Ermenistan, Avustralya, Azerbaycan, Bosna Hersek, Brunei, Kanada, Japonya, Ürdün, Yeni Zelanda, Katar, Moldova, Suudi Arabistan, Sırbistan, Singapur, Güney Kore ve Ukrayna’ya kademeli olarak açılabilecek.

Ayrıca AB ülkelerinin vatandaşlarına seyahat izni vermesi halinde Çin’e de sınırlar açık olabilecek.

Son güncelleme ile AB’nin seyahat listesinden ABD, İsrail, Kosova, Lübnan, Karadağ ve Kuzey Makedonya çıkarıldı.

Gerekçe olarak, söz konusu ülkelerde son dönemde hızla artan Covid-19 vakaları gösterildi.

Continue Reading

Çok Okunanlar

Copyright © İskandinavhaber