Connect with us

Kültür

8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedir, nasıl ortaya çıktı?

Published

on

Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ya da bir diğer adıyla Dünya Emekçi Kadınlar Günü. Kadın hakları dünyanın dört bir yanında büyük etkinliklerle gündeme geliyor. Peki Dünya Kadınlar Günü nasıl ortaya çıktı? Bu bir kutlama mı, protesto mu?

Türkiye’de 1921’den 1975’e kadar yasaktı

Türkiye’de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında, iki komünist kız kardeş Rahime Selimova ve Cemile Nuşirvanova’nın girişimi ile gerçekleştirildi. Bu tarihten sonra yıllar boyunca 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlamalarına izin verilmedi. Kadınlar günü “Cumhuriyet döneminde” de yasaktı. 1975 yılında “Birleşmiş Milletler Kadın On Yılı” ilan edildi. Türkiye de bu kapsamda yer aldığı için 1975 yılında Türkiye’de “Kadın Yılı Kongresi” yapıldı.

Ne zaman başladı?

Dünya Kadınlar Günü’nün kökleri, işçi hakları hareketlerine dayanıyor ve 8 Mart Birleşmiş Milletler tarafından da Dünya Kadınlar Günü olarak kabul ediliyor.

Bugün neredeyse tüm dünyada ses getiren eylemlere sahne olan 8 Mart’ın tohumları 1908 yılında, New York’ta 15 bin çalışan kadının daha kısa mesai süreleri, daha yüksek maaş ve seçme hakkı talep etmesiyle atılmıştı.

Bir yıl sonra Amerika Sosyalist Partisi 8 Mart’ı Ulusal Kadınlar Günü ilan etmişti. Bu özel günü uluslararası hale getirme fikrini ortaya atan ilk kişi ise Clara Zetkin’di.

1910 yılında Kopenhag’da toplanan Uluslararası Emekçi Kadınlar Konferansı’nda Dünya Kadınlar Günü fikrini önerdi. Konferansa 17 farklı ülkeden katılan 100 kadın, Zetkin’in önerisini oybirliğiyle kabul etti.

İlk uluslararası etkinlikler ise 1911’de, Avusturya, Danimarka, Almanya ve İsviçre’de düzenlendi. Dünya Kadınlar Günü’nün 100. yıldönümü de büyük organizasyonlarla kutlanmıştı.

Bugün ise Dünya Kadınlar Günü’nün 111. yıldönümü. Dünya Kadınlar Günü’nün resmiyet kazanması için ise on yıllar geçmesi gerekti.

1975’te Birleşmiş Milletler Dünya Kadınlar Günü’nü kabul etti ve her yıl için özel bir tema belirlemeye başladı. 1996’da belirlenen ilk tema ‘Geçmişi kutlamak, geleceği planlamak’ şeklindeydi. Bu yılın temasıysa “Çalışma hayatını değiştiren kadınlar: 2030’a kadar eşitlik”.

BM verilerine göre çalışma yaşındaki kadınların sadece yarısı işgücüne katılıyor.

Dünya Kadınlar Günü’nde, kadınların toplum içerisinde, siyasette ve iş hayatında elde ettiği başarıları kutlanıyor. Ancak aynı zamanda 8 Mart’ın kökleri hâlâ sesini duyuruyor. Kadınlar Günü’nde cinsiyet eşitsizlikleri vurgulanıyor ve protestolar düzenleniyor.

Neden 8 Mart?

Dünya Kadınlar Günü fikrini ortaya atan Clara Zetkin’in aklında belirli bir tarih yoktu.

Birinci Dünya Savaşı sırasında, 1917’de Rus emekçi kadınlar “Ekmek ve barış istiyoruz” sloganlarıyla sokaklara çıkmıştı.

Eylemlerden dördüncü gününde Rus Çarı tahttan indirildi. Kurulan geçici hükümet ise kadınlara seçme hakkı tanıdı.

Rusya’daki kadın eylemlerinin başlangıcı, Jülyen takvimine göre 23 Şubat’tı. Dünya genelinde daha yaygın biçimde kullanılan Miladi (Gregoryen) takvimde bu tarih 8 Mart’a denk geliyordu.

Resmi tatil mi?

Pek çok ülkede Dünya Kadınlar Günü resmi tatil.

Dünya genelinde çiçek satışlarının 8 Mart ve öncesindeki birkaç günde neredeyse iki kat arttığı belirtiliyor.

Her ne kadar Çin’de çalışan kadınlara yarım iş günü izin verilmesi resmi makamlar tarafından tavsiye edilse de, işverenler bu tavsiyeye pek kulak asmıyorlar.

İtalya’da La Festa della Donna olarak adlandırılan Dünya Kadınlar Günü’nde kadınlara mimoza çiçeği hediye etme geleneği var. Her ne kadar bu geleneğin kökleri tam olarak bilinmese de, 2. Dünya Savaşı’nın bitiminden hemen sonra Roma’da başladığı düşünülüyor.

ABD’de ise Mart ayı “Kadınların Tarihi” olarak kabul ediliyor ve Beyaz Saray, Amerikalı kadınların başarılarını sıralayan bir bildiri yayınlıyor.

Kaynak: BBC

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Danimarka

İki akraba Viking askeri bin yıl sonra yeniden bir arada

Published

on

By

Bin yıldır ayrı olan aynı aileye mensup iki Viking savaşçısının kalıntıları, DNA analizlerinin ardından akraba olmalarının anlaşılması üzerine Danimarka Ulusal Müzesi’nde yeniden bir araya geldi.

Vikinglerden biri, 11’inci yüzyılda 20’li yaşlarında İngiltere’de başından aldığı darbe nedeniyle hayatını kaybetti ve Oxford’da bir toplu mezara gömüldü. Diğeri ise 50’li yaşlarında Danimarka’da öldü, iskeletinde savaşlarda görev aldığını gösteren yara izleri vardı. Danimarka’da gömüldü.

Vikinglerin Avrupa’daki hareketlerinin gün yüzüne çıkarılması amacıyla Kuzey Denizi’nin iki yakasındaki arkeologlar tarafından 8’inci yüzyıldan 12’inci yüzyıla kadarki dönemi kapsayan DNA haritalandırması, iki savaşçının akrabalık bağını tesadüfen ortaya çıkardı.

Danimarka Ulusal Müzesi’nden arkeolog Jeanette Varberg, “Bu büyük bir keşif çünkü artık Avrupa’daki hareketlerini ve zamanı bir aile üzerinden takip edebilirsiniz.” diyor.

Varberg’in iki çalışma arkadaşı, Oxford’da sergilendiği müzeden yeni getirilen 20’li yaşlardaki gencin iskeletini bir araya getirmek için hayli zaman harcadı.

İngiltere’deki Oxfordshire Müzesi, 150 parça kemikten oluşan iskeleti, 3 yıl süreyle Danimarka müzesine ödünç vermişti.

Tarihçilere göre kökenleri Danimarkalı olan Vikingler, sekizinci yüzyılın sonlarından itibaren İskoçya ve İngiltere’yi işgal etti.

Üzerinde mutabık kalınan konu; iki Viking’den genç olanının bir baskınında öldürülmüş olabileceği. Ancak toplu mezarda bulunanların, 1002 yılında dönemin İngiltere Kralı II. Ethelred tarafından yayımlanan bir kraliyet kararnamesinin kurbanı olduklarına dair farklı bir teori de var.

Varberg’e göre Kral, İngiltere’deki tüm Danimarkalıların öldürülmesi talimatını vermişti.

İki Viking savaşçısının akraba olduğu teyit edilmiş olsa da aralarındaki yakınlık derecesinin net olarak belirlenmesi mümkün görünmüyor.

Kopenhag Üniversitesi’nden genetik bilimci Eske Willerslev, DNA testlerinin iki savaşçının üvey kardeş amca, yeğen, büyükbaba, torun veya yeğen olabilecekleri sonucuna vardıklarını aktardı.

Görevlilere göre birbiriyle bağlantılı iskeletlere rastlamak nadir görülen bir durum olsa da asillerin arasındaki yakınlık hemen anlaşılıyor.

Varberg, “Aynı dönemde mi yaşadıkları yoksa farklı zamanlarda mı yaşadıklarını kestirebilmek çok zor. Çünkü mezarda kesin tarih verebilecek hiçbir kanıt yok. 50 yıl ileri, 50 yıl geri olacak şekilde bir zaman aralığımız var.” şeklinde konuştu.

İskandinavyalı korsan ve ticaretle uğraşan bir toplum olarak bilinen Vikinglerin 8’inci yüzyıl ile 12. yüzyıl arasında Avrupa’nın kuzeybatısında birçok yeri ele geçirdikleri biliniyor. Denizcilik alanında oldukça ileri gittikleri belirtiliyor.

Haberin kaynağı için tıklayın.

Continue Reading

Avrupa

Almanya, Türkiye de dâhil ‘riski azalan’ ülkelere olan seyahat tedbirlerini kaldırıyor

Published

on

By

Almanya Dışişleri Bakanlığı Cuma günü yaptığı açıklamada, Almanya’nın 1 Temmuz’dan itibaren yedi günlük koronavirüs vakası 100 bin kişide 200’ün altında olan riskli bölgeler için genel seyahat uyarısını kaldıracağını söyledi.

Bu şekilde Türkiye’ye yönelik seyahat uyarısı da kalkmış olacak.

Dışişleri Bakanı Heiko Maas yaptığı açıklamada, “Birçok yerde enfeksiyon sayısı düşüyor ve daha fazla vatandaş aşılanıyor. Uzun aylar süren karantinadan sonra daha fazla normalleşme bekleyebiliriz, bu seyahat için de geçerli.” dedi.

Cuma günü erken saatlerde, Almanya’nın Robert Koch Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü, Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, İsviçre, Avusturya ve Yunanistan’daki bazı bölgeler dahil olmak üzere birçok ülke ve bölgeyi koronavirüs seyahat risk listesinden çıkardı.

Haberin kaynağı için tıklayın.

Continue Reading

İsveç

Ormanda oryantiring oynarken 3 bin senelik hazine buldu

Published

on

By

İsveç’in Alingsås şehri yakınlarında oryantiring yapan Thomas Karlsson isminde bir sporcu 3 bin senelik hazine buldu.

Yaklaşık 3 bin yıl önce bir taşın altına saklandığı tahmin edilen hazinede çoğu değerli mücevherler olmak üzere 50 parça bulundu.

Definenin içerisinde kolyeler, bilezikler ve giysi iğneleri gibi yaklaşık 50 parça var.

Define, oryantiring (harita yardımı ile koşarak hedef bulma oyunu) kulübü mensubu bir kişi olan haritacı Thomas Karlsson tarafından bulundu.

Karlsson, defineyi ilk gördüğünde bir lamba olabileceğini düşündüğünü ancak daha yakından baktığında cisimleri eski bir mücevher olarak gördüğünü söyledi.

Define

İsveçli arkeologlar ise bir ormanda böyle bir define bulmanın çok nadir olduğunu söylüyor. Antik kabileler genellikle bu türden eşyalarını sulak alanlarda bırakıyordu.

Arkeologlar defineyi kasıtlı olarak tanrılara adak olarak veya ölümden sonra hayata yatırım yapmak için bırakılan bir buluntu olarak tanımlıyor.

Göteborg Üniversitesi’nden arkeoloji profeösörü Johan Ling, hazinenin “son derece iyi korunmuş” olduğunu söyledi.

Goteborgs-Posten gazetesinin aktardığına göre, “Bulunanların çoğu yüksek statüdeki bir kadına veya kadınlarla ilişkilendirilebilir” diye yazdı.

İsveç yasalarına göre bu tür definelerin bulunması durumunda, yetkililere haber vermek gerekiyor. İsveç Ulusal Miras Kurulu ise uygun görülmesi halinde defineleri bulan kişiye ödül verebiliyor.

Karlsson ise kendisine verilecek bir ödülün “güzel bir bonus olacağını, ancak kendisi için çok önemli olmadığını söyledi ve ekledi:

“Tarihi keşfetmenin bir parçası olmak eğlenceli. O dönem hakkında çok az bilgimiz var. Çünkü yazılı kaynak yok.”

Continue Reading

Çok Okunanlar

Copyright © İskandinavhaber